Çöl Çiçeği

Çöl Çiçeği
Kitabın Yazarı:Waris Dirie Kitap Türü:Yabancı Romanlar Yayınevi:Bilge Kültür Sanat Yayınlandığı Yıl:2009 Sayfa Sayısı:256 ISBN:9789758509270 Kitap Puanı:8 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:18,56 TL e-kitap,pdf,epub: *

8
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Çöl Çiçeği - Waris Dirie

Kitap Türü:Yabancı Romanlar Orjinal Adı:Desert FlowerÇeviren:H. Gülru Yüksel

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Çöl Çiçeği Özet

Waris’in anıları evden Mogadişu’ya kaçmak istemesiyle başlıyor. Ardında hikâyeyi biraz daha geriye sarıyoruz ve onun evden kaçma sebebini öğreniyoruz. Waris Somali’de kısıtlı imkânlarla yaşayan göçebe küçük bir kız. Annesi, babası ve kardeşleri ile yaşıyor. Somali’de göçebe olmak çoğu zaman zor olsa da kadın olmak daha da zordur. Yaşadığı çevrede kadın sünneti çok yaygın ve bunu olmayan kızlar kirli ve pis kabul ediliyor. Waris bunun ne olduğunu ablası Aman ile keşfediyor. Bir çocuk olarak etrafındaki insanlardan öğrendiği üzere bunun çok iyi bir davranış olduğunu düşünerek sünnet olmak için annesine yalvarıyor. Sonunda bu oluyor ve o zamanlar bunun çok büyük bir hata olduğunun farkına varmasa da zaman geçtikçe ne kadar büyük bir hata yaptığının farkına varıyor. Bunlara rağmen geçmiş hayatından hep neşe ile bahsetse de yaşlı biri ile evlendirileceğini öğrendiği gün her şey onun için değişiyor. Çünkü o da seçme şansı olmadığını biliyor ve evden kaçmaya karar veriyor. Evden kaçacağını ilk annesine söylediği zaman, annesi ona çok kızıyor ama bir süre sonra bunu kabul etmek zorunda kalıyor. Çünkü annesi de orada kalırsa etrafındaki kadınlarla kızının aynı kadere teslim olacağını biliyor. Waris evden yanına hiçbir şey almadan kaçıyor. Çölde bir gün geçirdikten sonra çok yoruluyor ve dinlenmeye karar veriyor. Babasının peşine düşmesinden korkuyor ve korktuğu şey başına geliyor. Neyse ki daha sonrasında izini kaybettirmeyi başarıyor. Ardında korku ile kaçmaya devam ediyor. Tam babasından kurtulmuşken bir aslanın ona doğru yaklaştığını görüyor. O an öleceğini ve her şeyin buraya kadar olduğunu düşünüyor ama aslan ona hiçbir şey yapmıyor ve sadece onu izliyor. İşte o zaman tanrının onun için başka planları olduğunu anlıyor. Uzun süre susuz kaldıktan sonra bir sürü buluyor o sürüden süt içerek açlığını gideriyor. Ardında tek başına küçük bir kız çöl de ne yaparsa onu yapıyor, korkuyor ve sadece kaçıyor. Yolda başına çok fazla şey gelse de en sonunda ablasını buluyor. Ablası da çok eskiden aynı sebepten evden kaçtığı için onu anlayacağını düşünüyor. Ama ablasının yanı onun için kalıcı bir adres olmuyor. Ablasının yanından kaçarak yengesinde kalıyor ve ardında Sahru teyzesinde kalmaya başlıyor orada da evden kaçtığından beri ona layık görülen işi yapıyor; temizlik ve yemek yapmak. Sahru teyzesi ile uzun bir süre beraber yaşadıktan sonra bir gün evlerine diğer teyzesinin kocası geliyor. Kendisi İngiltere’ye gitmek için hazırlanan bir büyükelçi ve evine yeni temizlikçi arıyor. Bu iş hemen Warisin dikkatini çekiyor ve teyzesine onu göndermesi için yalvarıyor. Teyzesi ilk başta bunu kabul etmese de bir süre sonra bunu kabul ediyor ve Waris için yeni bir macera başlıyor. Birkaç gün içinde havaalanına gidiyorlar. İlk defa gördüğü bu şeylerin şaşkınlığını yaşıyor Waris. Oraya eniştesi olmadan tek başına gideceğini öğrendiği zaman da çok korkuyor. Nasıl uçağa bineceğini bilmiyor ama başka çaresi olmadığını kendi de çok iyi biliyor. Uçağa adımını ilk attığı an hayatına dair her şeyin tamamen değiştiğinin farkına varıyor. Teyzesinin evine vardıktan sonra ilk başta her şey adeta masal gibi geliyor ona, koskocaman bir ev, rahat bir yatak hayatında ilk defa böyle bir şey görüyor ama bu masal bir gün içinde son buluyor. Ertesi gün görevleri hızlı bir şekilde başlıyor. Her gün sabah herkesten erkenden o kalkarken en geç yine o yatıyor ve bunu dört yıl boyunca bir gün bile ara vermeden yapmaya devam ediyor. Oradaki günleri çok yoğun geçse de kendine orada çok yakın bir arkadaş buluyor: Teyzesinin kızı Basma. Basma çok zeki ve çok okuyan bir kız. Waris ona çok imreniyor ve o da kuzeni gibi okula gitmek istiyor. Bu konuyu eniştesi ile konuşuyor ama olumlu bir yanıt almıyor. Buna rağmen Waris asla vazgeçmiyor ve eniştesinden gizli okula gitmeye başlıyor. Tabi ki her yalan gibi bu da ortaya çıkıyor ve sonunda yakalanıyor. Böylelikle bu macerada son buluyor onun için. Günler böyle geçerken teyzesine bir telefon geliyor ve iki kardeşinin de öldüğünü öğreniyor. Bu onu çok derinden etkiliyor, hatta bir ara intihar etmeyi bile düşünüyor. Ama sonra ona beklenmedik bir telefon geliyor ve her şey tam tersine dönüyor. Tam bırakmak üzere olan Waris dört elle sarılıyor hayata arayanın annesi olduğun görünce. Annesi ile konuşmasından sonra yeni bir devir başlıyor onun için hep söylediği gibi tanrının onun için başka planları var. Bu olaydan sonra hayatı eski monotonluğu ile devam ediyor bir süre daha devam ediyor. Mankenliğe olan ilgisi de bu zamanlarda başlıyor. Yeni elbiseler onun için her zaman büyüleyici geliyor hele de onlarla yürümek tarif bile edilemez. Nasıl manken olunduğunu her zaman öğrenmek istiyor ama bunu nasıl yapabileceğini bilmiyor. Tam bu sırada teyzesinin evine gelen İmandan öğreniyor her şeyi. Hayatı böyle devam ederken eniştesinin kız kardeşi ölüyor bu yüzden çocukları onlarla birlikte kalmaya başlıyor. Yeni gelen çocuklarla birlikte Warisin işleri daha da yoğun olmaya başlıyor. Günlük görevlerine dâhil olarak yeni gelen çocukları okula götürmekte onun işi haline geliyor. O sırada her gün bir adamın ona baktığını fark ediyor. Bu adamdan çok korkmaya başlıyor. Yine bir gün evinde temizlik yaparken kapısı çalıyor ve teyzesi kapıyı açar açmaz yine onu adamı görüyor görüyor. Adamın Malcom Fairchild adında fotoğrafçı olduğunu öğreniyor. Warisin resmini çekmek istediğini söylüyor ama teyzesi buna engel oluyor. Aynı adam ertesi gün yine okula gelerek ona kartını veriyor. Waris bunu dikkate almıyor. Birkaç yıl sonra orada geçireceği dört yıl böylelikle bitiyor. Artık Somali’ye dönme vakitleri geliyor. Ama Warisin buna hiç niyeti yok, o burada kalmak ve güzel kazanıp annesine çok güzel bir hayat sağlamak istiyor. En sonunda çareyi pasaportunu saklamakta buluyor ve teyzesi onu mecburen orada bırakmak zorunda kalıyor. Artık kendini tamamen özgür hissediyor. Özgürlüğünün ilk gününde kendine yeni bir kıyafet almak için bir mağazaya girmeye karar veriyor. Mağazada vakit geçirirken biri onun dikkatini fazlasıyla çekiyor kadının Somalili olduğunu hemen anlıyor ve İsminin Hawlu olduğunu öğreniyor. Onunla kısa bir zamanda iyi arkadaş oluyorlar. Waris artık onun evinde kalmaya başlıyor. Ama tabii ki hayatta kalması için para kazanması gerektiğini biliyor ve Mc Donald’s da çalışmaya başlıyor orada işi ile ilgilenirken yine aynı adamı görüyor; Malcom Fairchild. Arkadaşına bu olaydan bahsediyor ve arkadaşı ona bunu denemesini söylüyor. Bu olay Waris için yeni bir dönüm noktası oluyor. Malcom onun birkaç fotoğrafını çekiyor ve birçok iş teklifi almaya başlıyor. Ardından bir James Bond filmi olan ‘The Living Daylights’ filmi için teklif alıyor. Bu muhteşem haberin ardından filmin çekimlerinin Fas’ta yapılacağını öğrenen Waris büyük bir yıkıma uğruyor. Pasaportu olmayan Waris adeta köşeye sıkışıyor. Ardından bu durumu arkadaşı ile paylaşıyor, onun adına sahte bir ile bir pasaport çıkararak filmin çekimlerine katılıyor. Hayatı bu monotonlukta ilerlerken kafede karşılaştığı William adında bir adamın ona çıkma teklifi etmesi ile bütün geçmiş travmaları yineleniyor. Kendini diğer kadınlardan farklı görüyor. Geçmişini, kadın sünneti olduğunu nasıl ona açıklayacağını düşünüyor. Bu yüzden onu reddediyor. Zaten bu durum onun için dayanılamaz bir hale geliyor her ay periyodunda katlanılmaz bir acı çekiyor. Bunun kadın sünnetinden dolayı olduğunu aslında ilk başta anlamıyor, herkesi kendi gibi sanıyor. Teyzesi ile kalırken de bu sebepten dolayı bayılıyor ve hastaneye gidiyor. Doktor ilk bunu gördüğü zaman dehşete düşüyor onu acilen ameliyat etmesi gerektiğini ve haftaya hastaneye gelmesi gerektiğini söylüyor. Ama Waris bir daha o hastaneye hiç gitmiyor. William’ı reddettiği kafeden çıkarken sadece ve sadece bunları düşünüyor Waris. Yaşananların hepsini yeni arkadaşı Marilyn’e anlatıyor. Marilyn ile yeniden bir doktora gitmeye karar veriyor. Önceden ertelediği ameliyat şimdi başarı ile gerçekleşiyor.
Warisin Hayatında bazı şeyler düzelmesine rağmen, kariyeri tam bir çıkmazdaydı, artık kirasını bile ödeyemediği için yedi ay boyunca Marilyn’in yanında kalmak zorunda kaldı. Bir gün aniden ‘The Sunday Times’ dergisinin ön sayfasında olduğunu gördü. Bu onu çok sevindirmişti artık iş bulabileceğini düşünüyordu, ama asla öyle olmadı. Ajansı artık ona dünyaya açılması gerektiğini söylüyordu ama dünyaya açılmak için de tabii ki pasaport gerekliydi. Bunun için tek bir çözüm vardı onun için, biriyle evlenerek pasaport almak. Bu yüzden sahte bir evlilik yaptı fakat bir süre sonra bunun gerçek bir evlilik olmadığı anlaşılınca büyükelçilik tarafından pasaportuna el koyuldu. Ardından tam yeni bir ajansla iş yapmaya hazırlanırken otuz gün içerisinde Somali’ye geri gönderileceğini öğrendi. Bu onu tamamen yıkmıştı. Yine aynı sorun onun elini kolunu bağlamıştı. Waris o an pes etmişti ta ki hiç beklenmedik bir şey olana kadar. Arkadaşı olan Julie ile konuşurken Julie’nin erkek kardeşi Nigel geldi ve onunla evlenmek istediğini söyledi bu sayede Waris pasaport alabilecekti. Bunu en sonunda kabul etti ama halletmesi gereken son bir şey kalmıştı eski formalite eşinden boşanmak. Çok uğraşmak zorunda kalsa da sonunda bu sorunun da üstesinden geldi ve artık onun bir pasaportu vardı. Yeni formalite evliliğinde işler ilk başta yolunda gitse de bir süre sonra Nigel her şeyi ciddiye almaya başladı ve işler giderek karıştı Warisin ondan boşanamayacağını gayet iyi biliyordu. Ama iş hayatı özel hayatına nazaran gayet iyiye gidiyordu. Birçok işte çalışmaya başladı yaşadığı yerde siyahi mankenler çok olmadığından dolayı başka yere gitti ve orada Elle, Allure, Glamour, İtalyan Vogue, Fransız Vogue gibi birçok ünlü dergide çalıştı. Bununla birlikte Robert Palmer ve Meat Loaf için müzik videolarında oynadı, birçok ünlü fotoğrafçı ile de tanıştı ve onlarla çalıştı. Ama her şey göründüğü kadar mükemmel olmadığını kısa sürede anladı. Ne kadar moda dünyası onu kabul etse de siyahi bir manken olmanın ne kadar zor olduğunu artık biliyordu.

Hayatı böyle sürüp giderken artık geçmişi ile hesaplaşma zamanı geliyordu onu için. Bir gün ajansından ona bir telefon geldi ve BBC’nin onun ile ilgili bir belgesel yapmak istediğini öğrendi. İlk başta buna pek sıcak bakmasa da onlara şartını kabul etmeleri karşılığında hayat hikâyesini anlatmayı teklif etti. Şartı ise onu Somali’ye götürüp annesini bulmalarıydı. Yapımcı bunun belgesel için de muhteşem bir son olacağını düşünerek kabul etti ve ‘Hayatımın Değiştiği Gün’ adlı programı çekmeye başladılar. İşin en zor kısmı tabii ki Warisin annesini bulmaktı. Üç aylık bir araştırmanın ardından annesi olduğunu iddia eden birçok insan çıktı ama hiçbiri onun annesi değildi. Artık yeni bir şey bulmalılardı bu yüzden annesi ile sadece ikisinin bilebileceği bir sözcük bulmaya karar verdiler, bu sayede annesi olup olmadığı kolayca ortaya çıkacaktı. Tam bu sırada annesinin eskiden ona seslendiği küçük ağız anlamına gelen ‘avdohol’ kelimesi aklına geldi. Uzun bir aramanın sonunda bir kadın hem bu sözcüğü hem de onun hayatına dair şeyleri kolayca bildi ve Warise annesini bulduklarına dair haber verdiler. Gitmek yine onun için kolay olmadı önünde iki büyük sorun vardı. İlki Nigel’in onun pasaportunu alması ve onunla birlikte gelmek istemesiydi ki Waris bunu kesinlikle kabul edemezdi. İkincisi ise Somali’de savaş olması ve direk Somali’ye iniş yapamayacak olmalarıydı. Ama Waris tam sona yaklaşmışken onu engellemelerine izin veremezdi bu yüzden sorunları kısa zamanda halletti. Ardından Somali’ye yolculuk başladı. Direk Somali’ye inemeyecekleri için sınıra inmeye kara verdiler ve annesini beklemeye başladılar. Annesi gelirken onu görür görmez boynuna sarıldı. Annesinin yanında erkek kardeşi Ali ve onlarda kalmaya gelen kuzeni de vardı. Zaman sadece Warisi yetiştirmemişti Ali’yi de çok fazla değiştirmişti. Birçok yaşanan şeyin ardından onlarla buluşmak Waris için çok büyüleyici bir deneyimdi.

Bu muhteşem kavuşmadan sonra 1995 yılında BBC’nin yaptığı belgesel böylelikle tamamlandı. Waris hayatının en mutlu günlerini bu zamanlar yaşamaya başladı. Hatta hayatının aşkı Dana ile de o zaman karşılaştı.

Tabii ki onun için hayatında yapmak istediği her şey bitmemişti. Warisin diğer büyük isteği kendisi gibi olan kızlar yardım etmekti. Kadın sünnetine karşı bir şeyler yapmak istiyor. Bunun için bir gazeteci ile görüştü ve hayatının her detayını daha önce yapmadığı şekilde açıkça anlatacağını söyledi. Bu yazıdan sonra Waris birçok kişinin ilgisini çekti. ‘20/20’ programının sahibi Barbara Walters da onlardan biriydi. Barbara Walters, Warisi programına kadın sünnetine dikkat çekmek için davet etti. Bundan sonra bu konuda birçok çalışma yaptı. Bunlardan en büyüğü Birleşmiş Milletler nüfus teşkilatı tarafından yönetilen kadın sünnetini durdurmak için sürdürdükleri harekete dâhil olmaktı. Bunların haricinde kadın sünneti aleyhine ilk çalışmaya başlayan Dr. Nafiz sadık ile çalışma imkânı buldu. Şimdilerde o bir aktirist ve manken olarak hayatını sürdürüyor.

DEĞERLENDİRME

Öncelikle kitabın hangi bölümünden bahsetsem inanın bilmiyorum. Şahsen kitabın her bölümünü oldukça şaşırtıcı buldum. Aynı zamanda küçük bir çocuğun acımasız dünya karşısında kendini var etmesini, diğer insanlar ile eşit şartlarda yaşamak için verdiği çabayı okumak da bir o kadar güzeldi. Kitabı bitirdiğimde bu ilham verici hayat öyküsünü herkesle paylaşmak istedim. Kitabın ve Warisin hayatının benim için en güzel kısmı ise kendi gibi olan kızlara yardım etmek istemesi ve kadınların eşit yaşam mücadelesine destek vermesiydi. Bence herkes Warise ufak da olsa bir şans vermeli ve onun hayat hikayesine dâhil olmalı.

Editör: Suheda Andıç

Çöl Çiçeği Yorumları