Benefşe

Benefşe
Kitabın Yazarı:Mehmet Akar Kitap Türü:Yerli Romanlar Yayınevi:Kaynak Yayınları Yayınlandığı Yıl:2011 Sayfa Sayısı:336 ISBN:9786055510091 Kitap Puanı:6.2 / 10 | Yorum: 3

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al e-kitap,pdf,epub: *

6.2
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Ehh işte
Giriş Yap Üye Ol

Benefşe - Mehmet Akar

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Benefşe Özet

Şiirsel ve etkili bir dile sahip olan yazarımız Mehmet Akar, Benefşe kitabında insani değerleri vurgulayıp, onlarca hayata değinerek örneklerini sunmuştur. İnsanlar farkında değil ama aslında hepsi aynı şeyi arıyor. Hepsi sevgiyi, kardeşliği, merhameti yardımlaşmayı, saygıyı istiyor. İşte bunu bilip, buna değer veren Türk eğitimcilerden bir kısmının Petunya’daki hayatları anlatılıyor. Onlar insanlardan üste çıkmak değil, insanlığın üstüne çıkma arzusunda idiler…

Erzincan’da yaşayan Nail ve Ahmet üniversiteyi okumak için Petunya’ya gideceklerdir. Ancak Nail’in, hasta olan baba yüreği son anda dayanamamış ve gitmesine izin vermemiştir. Çaresiz karşı çıkmadan kabul eder Nail, Ahmet’e haberi verir. Yarı yolda bırakıldığını, hiç bilmediği diyarlarda yalnız neler yapacağının endişesini taşıyan Ahmet kara kara düşünürken, Nail’in eniştesi bu durumu kabullenmez. Ne olursa olsun aldığı bu karardan dönmemesi gerektiğini, gitmesini söyler. Babasıyla konuşur ve ikna etmeyi başarır, Nail de gidecektir.

Çok arzuladıkları bir şey için yola çıkmanın coşkusuna, ayrılığın burukluğu karışsa da iki arkadaş yol aldıkları uçakla Petunya’ya varırlar. Onları orada tanışmadıkları ama birbirlerini yıllardır tanıyormuş gibi kucaklayan, karşılayan Türkler olmuştu. Getirildikleri yer tabelası asılmamış, sıvası yapılmamış, kapı, penceresi takılmamış, usluksuz hatta harabeyi andıran bir bina idi. Buralara okumaya, okurken de bir eğitim kurumunda çalışmaya kendilerinden önce gelenler olduğunu gördüler. Zamanla hepsi canla başla çalışıp, dostlarından daha yakın hale geldiler. Henüz bina bitmemiş, öğretmenler tamamlanmamış, okulun resmi izinleri çıkmamış ve öğrenci kayıtları olmamıştı.

Hepsinden önce oralara giden gönüllü elçiler Salih Bey ve oralı olan eşi Susen Hanım sık sık ziyaret ediyor, ellerinden gelen desteği sağlıyorlardı. Bir gün kötü olacak bir haber ile geldiler. Dayısının arkadaşı bakanlıktan alınmıştı, işler uzayacak, onay almaları zorlaşabilecekti. Ne kadar endişe duysalar da gönüllerini rahat tutarak, çalışmalarına devam ettiler.

Nail ve Ahmet, liseyi andıran sınıflarda eğitimlerine başlamışlardı. Hem İngilizce, hem Petunyaca öğrenmeleri şarttı. Konuşulanlardan bir şey anlamıyorlardı. Diğer taraftan açacakları okulda çalışmalar hızla devam etti; pencerelere, su ve elektrik tesisatına kadar her şey yenilendi. Bilgisayar ve dil laboratuarı bile kurmuşlardı. Okuyacak çocuğu olan Petunyalılar bu okuldan haberdardı. Susen ve Salih yardımlarını esirgememek için yeni gelen eğitim bakanı ile görüşmüş; bir kolej açıp, İngilizce, Türkçe ve Petunyaca eğitim vereceklerinden bahseder. Bakanın hoşuna gider ve bu işe emek verenleri yanına davet eder. Türkleri çok sevdiğini ve elinden gelen yardımı yapacağını söyler. Ancak Vali Bey imzalamadan, işi oldu sayamazlardı. Gazetelerden bazıları, okulun açılması için verilen dilekçeyi Bakanın imzaladığını öğrenmiş ve aleyhinde kampanya başlatmışlardı. Okulu açmaya çalışan dokuz kişi bu haberle sarsılmıştı. Kısa sürede toparlanıp aylardır koyuldukları işi tamamlamak için devam ettiler.

Aralarında evli olan arkadaşları vardı, onların evleri ayrıydı. Bazı akşamlar, misafirliğe gidiyor, akşam yemeklerinde birlikte oluyorlardı. Rekabet, sunîlik, gıybet, hırs hiç biri yoktu. Onlar kardeşçe ve insanca amaçları uğrunda yol almaya devam ediyorlardı.

Sonunda tüm eksikler ve izinler tamamlanmış okulları açılmıştı. Yabancı bir okul olmasından çok, halkın etkilendiği gazetelerin yazdıkları olsa da, okulu kazanan çocukları ile tek tek vedalaşmaya başlamıştı aileleri. Bu çocuklardan biri de Benefşe adındaki oğlandı. O da diğerleri gibi evini, ailesini, arkadaşlarını bırakıp gideceklerden biriydi. Babası zeytinlikte çalışıyordu. Oğlunun bu okulu kazanmasına çok sevinmişti. Kaydını yapmaya gittiklerinde karşılarına çıkan, yepyeni, pırıl pırıl okulla şoka girmişlerdi.

Sınava tam iki yüz elli öğrenci katılmış, bunlardan okula seksen öğrenci alınmıştı. Okulda biri Türk biri Petunyalı iki müdür yardımcısı vardı. Kızların yurtları ayrı yerdeydi. Onları götürüp, getirmek, kollamak Ahmet’in işi idi. Halk onları sevmişti. Başarılı temiz karakterli, samimi yürekten tavırları ile herkes günden güne benimsiyordu. Devletin her kademesindeki siyasiler, bürokratlar, köklü aile çocukları, hepsi bu okulu tercih etmişti.

Benefşe ile ilk günden beri Nail ilgilenmişti. Her öğrencinin tavrı zamanla daha iyiydi. Birbirlerine sırdaş, derttaş olmuşlardı. Ailelerinin boşluğunu doldurmaya çalışmışlardı.
Zaman zaman Petunya’da karşılaştıkları olumsuz davranışlar oluyordu tabiî ki. Alkol tüketimi aşırı olan, uyuşturucu kullanan tipler yüzünden hem öğrencilerini hem kendilerini korumakta zorlanıyorlardı. Petunya’nın art niyetli gençlerinden, Petunyalı kızları korumak Türk gençlerine düşüyordu. Onlar çocukları kendi çocukları, onurlarını kendi onurları gibi aziz tutuyorlardı. Zamanla herkes birbirini tanıdı ve alışmıştı. Hem üniversite hayatlarından hem eğitim yaptıkları okullarından memnundular. Öğrencilerin aileleri evlerine çağırmak için sıraya geçmiş, hepsini ağırlamaktan zevk duyuyordu.

Talihsiz olaylarda yaşamışlardı. Nail’in midesi delinmiş, ameliyat olmuş, günlerce kötü koşullarda hastanede yatmıştı. Durumuna en çok üzülen Benefşe idi. Aralarında çok güçlü bir bağ vardı. Şehrin elektrikleri sık sık kesiliyor; karanlıkta, soğukta, yemeksiz kalıyorlardı. Bazen hiç su bulamıyorlardı. Kötü niyetli insanlar diğerlerini kışkırtmaya çalışıyor, okulun üzerine salıyorlardı. Anarşi büyüyor; halk hükümete, orduya başkaldırıp asayiş sağlanamaz oluyordu...

Neyse ki onlar her zorluğa göğüs geriyordu, iyiliğin ve insanlığın timsaliydiler. Çocuklar artık, nerede nasıl konuşulacağını biliyorlardı. Ailelerine karşı utanma duyguları gelişmişti, hal ve hareketleri tamamen değişmişti. Çok memnundu veliler bir o kadar şaşkın!
Hiç kolay olmamıştı; inşaat seviyesinden başlamak ve yabancı bir ülkede kıt imkânlarla okul açmak. Artık halk kolej varken çocuğunu başka okula göndermek istemiyor, en iyi eğitimin orada verileceğini biliyorlardı.

Benefşe’nin Mimosa adında eczacılık okuyan ablası vardı. En az oğlu kadar seven ve değer veren anne, Nail’i kızına layık görüyor, hayaller kuruyordu. Tam dört yıl geçirmişlerdi. Artık okulun son dönmelerine gelinmişti. Dünya Olimpiyatlarına katılmak için öğrenciler ve öğretmenler heyecanla sıradaydı. Benefşe, Kimya Olimpiyatlarına katılmış ve Dünya Birincisi olmuştu.

Türkiye’de aileleri dönüş için hazırlıklar yaparken onlarda mezuniyet hazırlıklarını yapıyordu. Gidiş zamanı yaklaştıkça Nail Petunya’dan ayrılacağı için çok üzülüyordu. Kendi öğrencilerine topluca piknik düzenlemeyi düşündü. Hep birlikte Aranda Nehri’nin kıyılarına gittiler. Mangallar hazırlanırken, bir taraftan futbol maçı yaptılar. Benefşe kalede, Nail ise sahadaydı. Bir ara atılan top, nehre kadar gitmişti. Almak için Benefşe gitti ancak dönmekte gecikmişti. Onu aramak için giden Nail, küçük öğrencisinin azgın sularda çırpındığını gördü. Hiç düşünmeden kurtarmak için atladı…

Nehrin kenarında günlerce arama yapıldı ve sonunda Nail’in cesedine ulaşıldı. Ahmet ile vasiyetleri olduğunu bilen ailesi kalkıp Petunya’ya geldiler. Eğer ikisinden biri orada ölürse, memleketlerine götürülmeyecek oraya defnedileceklerdi. Çünkü onlar dönmemek için gelmişti.

Benefşe’nin yerine öldüğü için, mezarını onlara yakın, zeytinlikler altına yapmışlardı. Hem Benefşe’nin hem Nail’in ailesi, arkadaşları, öğrencileri kimse uzun süre mezarın başından ayrılamamıştı. Nail verebilecek son şeyini de vermişti…

Editör: Pınar Çağlayan

Benefşe Yorumları

konusu güzel ama sıradan bir dille yazılmış

25-02-2016 22:33

çok güzel bir kitapto karakterler çok iyi

07-03-2016 01:56

benefse kitabını yeni okuyup bitirdim beklediğimden daha kötüydü verdiğiniz zamana pek değmiyor

21-08-2019 14:53