Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır?

Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır?
Kitabın Yazarı:Zygmunt Bauman Kitap Türü:Kişisel Gelişim Yayınevi:Ayrıntı Yayınları Yayınlandığı Yıl:2013 Sayfa Sayısı:80 ISBN:9789755398082 Kitap Puanı:7.5 / 10 | Yorum: 4

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:14,40 TL e-kitap,pdf,epub: *

7.5
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır? - Zygmunt Bauman

Kitap Türü:Kişisel Gelişim Orjinal Adı:Does the Richness of Few Benefits Us All?Çeviren:Hakan Keser

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır? Özet

Hem felsefi hem de ekonomik bilgiler barındıran Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır, istatistiklerle de gerçekleri yüzümüze vuruyor. Aydınlatıcı, düşündüren ve sorgulatan kurgusuyla bu tarz konulara ilgi duyanları tatmin edeceğinden eminim. Keyifli okumalar!

Birleşmiş Milletler Üniversitesi’nin yakın tarihli bir çalışmasında dünyanın en zengin %1’inin dünya kaynaklarının %40’ına sahip olduğu, fakir olan kesimin ise dünya varlıklarının sadece %1 ile yetindiğini gözler önüne serdi. Bu durum zenginlerin giderek zenginleştiğini, fakirlerin ise daha da yoksullaştığını ortaya koydu. Ortada böyle bir tablo varken hala bu politikanın insanlığın iyiliğine olduğu nasıl savunulabilmektedir?

Zygmunt Bauman, Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır kitabında öncelikle eşitsizliğinde ne düzeyde olduğu sorusuna yanıt arıyor ve bunu rakamlarla ifade ediyor. Zenginle fakir arasındaki giderek açılan uçurum günümüzde hat safhaya gelmiştir. Zengin olan kesimin çocukları belli yeteneklere sahip olmasalar bile üst mevkilere ulaşabileceği, aynı yetilere sahip fakir bir ailenin çocuğunun ise bu mevkiye ulaşabilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Tepedekilerin işveren rolünü yerine getirmesi ve ekonomiye daha fazla katkıda bulunduğu gerekçesiyle eşitsizlik daima haklı gösterilmiştir. Bunun oluşturduğu ortamda zenginler sağlıklı mutlu bir hayat sürerken fakirlerin devlet desteğiyle sosyal imkanlardan faydalanmak zorunda kaldığı bir tablo ortaya çıkıyor.

“Dünya nüfusunun en fakir %10’u sık sık aç kalıyor. En zengin %10’u ise açlık anı hatırlamıyor.”

İkinci bölümde, eşitsizliğe neden katlanıldığını açıklamaya çalışıyor. Buradan çıkan sonuç, yoksul kesimin eşitsizliğin varlığının bilincinde olmalarına rağmen bunu kabullenmeleridir. Bu karşı konulamaz bir dünya düzenidir. Giderek tüketime odaklı oluşan kültür sonucu ses çıkarmak kimsenin yararına olmayabilir.

Üçüncü bölüm, yalanlar üzerine bilgiler içeriyor. Eşitsizliğe bahane yaratmak için söylenen yalanlar, gittikçe artan eşitsizlik nedeniyle daha büyük yalanlar söylenmesine yol açıyor. Tüm sorunların giderilmesinde tek çözüm yolunun ekonomik büyüme olduğu savı, insanları sürekli tüketime ve birilerinin boyunduruğu altında çalışmaya bir nevi köleleşmeye ortam hazırlıyor. “Asıl olan ekonomidir, gerisi teferruattır” sözü ile halkın tüm duygularının belirleyicisi ekonomi olmuştur. Siyasette bile bir partiyi iktidara götüren şey ekonomik göstergelerdir. İnsanlar ekonomik göstergelere bakarak gelecek refah seviyelerinde öngörüde bulunurlar. Burada eşitliği sorgulamak hiç akla gelmez.

Günümüzde OECD gibi büyük kalkınma kuruluşunun dahi işçilere yönelik korumayı azaltma önerisinde bulunmuştur. Daha da güvene ihtiyaç duyulan bu ortamda, manzara endişe vericidir. İnsanların varlıklarındaki artışta meydana gelen eşitsizlik, güvenlik ve genel refah eşitsizliğini doğurmuştur.

Gelişen teknoloji ile bizlere sunulan sayısız ürünün meydana getirdiği her şeye sahip olma isteği her geçen gün artmaktadır. Sahip olamama ise öfke, kin ve aşağılanma duygularını uyandırmaktadır. İnsanlar canları sıkıldığında ya da üzüldüğünde çareyi mağazalarda aramaktadır. Bu mağazalar modern eczaneler haline gelmiştir. Tüketmekten alınan zevk hayatın dolu dolu geçtiği anlamını taşımaktadır. Ünlü felsefik sözler bile değişmiştir artık: “Alışveriş yapmak ya da yapmamak…işte bütün mesele bu!”

Eşitsizlik, insanlara öyle aşılandı ki artık bireylerin yeteneklerinin, becerilerinin ve kapasitelerinin doğal eşitsizliğine olan inanış, günümüze dek ulaşan soysal eşitsizliğin uysallıkla kabulüne katkıda bulunan bir faktör oldu.

Descartes’e göre, birey özne, geriye kalan düşündüğümüz her şey nesnedir. Pek çok faktörün belirleyicisi öznedir. Özne- nesne arasındaki ilişki, güç, yönetim ve hakimiyet tanımlarıyla uyuşmaktadır. Şey, hizmet edendir. Bu ilişki biçiminin insanlar arasında da yaygınlaşması, köle sınıfının konuşan aletler olarak adlandırılmasıyla başlamıştır.

İnsanlar artık güvene dayalı olmayan bir ortamda değildir. Bu durum yaygınlaştıkça dayanışma ve dostça işbirliğine yer kalmaz. Artık rekabet ve hırs hakimdir. Yazar hırsın kimseye fayda getirmeyeceğini söylüyor. Herkesin ağzında dayanışma birlik dostluk kavramları varken eylemde öncelikle kendi çıkarlarının yer aldığı ve bu değerlerin alt sıralarda olduğu görülür.

Son olarak yazar, felaketleri anlayıp geldiklerini (geriye dönüp bakarak, maalesef, sadece geriye dönüp bakarak…) kabul etmek için mutlaka gerçekleşmeleri gerekiyor.

Çünkü insanoğlu asla geçmişteki hatalardan ders çıkarmıyor.

Yazan: Zeynep Petek

Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır? Soruları ve Cevapları

Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır? kimin eseri?

Zygmunt Bauman

Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır? türü nedir?

Kişisel Gelişim

Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır? kaç sayfa?

80

Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır? Yorumları

çok faydalı bir kitap sıradan kitaplardan değil

05-06-2017 19:19

okurken sıkıldım çok saçma bir konuya değinmiş yazar amerikalı sanırım

18-11-2018 23:36

ilginç bir kişisel gelişim kitabı ilginç bilgiler var okuyun derim

03-06-2019 21:49

dünyada olup biteni güzel ele almış zenginlik ile fakirliğin aslında hak edilmiş gerçekler olduğunu da inceden vurgulamış ya da bana öyle geldi fena kitap değil

31-03-2022 20:58