Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan

Kitabın Yazarı:Agota Kristof Kitap Türü:Yabancı Romanlar Yayınevi:Yapı Kredi Yayınları Yayınlandığı Yıl:2010 Sayfa Sayısı:372 ISBN:9789750817984 Kitap Puanı:7 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al e-kitap,pdf,epub: *

7
Ehh işte
Giriş Yap Üye Ol

Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan - Agota Kristof

Kitap Türü:Yabancı Romanlar Çeviren:Ayşe İnce Kurşunlu

Puan Tablosu

Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan Özet

Savaşın insan psikolojisi ve kimliği üzerindeki yıkıcı etkisine odaklanan bu üçleme benzersiz ve sarsıcı üslubuyla da bir anti-roman niteliği taşır. Defter üçlemesinin ilk kitabı da János Szász tarafından 2103’te beyazperdeye uyarlanmıştır.

Büyük Defter

Olay örgüsü, İkinci Dünya Savaşı'nın yol açtığı yokluk ve güvensizlik ortamında, Büyük Şehir'de yaşayan anneleri tarafından, sınır kasabasındaki Küçük Şehir’de “Cadı” lakaplı anneannelerinin yanına gönderilen ikiz erkek kardeşlerin, 9 yaşındaki Lucas ve Claus’un, etrafında döner.

Anneannenin katı ve sevgisiz disiplinine maruz kalan ikizler, hayatta kalmak ve duygusal olarak direnç kazanmak için kendi kendilerini eğitirler. Bu eğitim, acıya ve şiddete duyarsızlaşmayı amaçlayan fiziksel ve psikolojik alıştırmaları içerir. Açlığa dayanma, öldürme ve hayvanlara işkence etme alıştırmaları, şantaj günlük rutinlerinden bazılarını oluşturur. Yemek bulmak ve para kazanmak için yeni yollar bulurlar. Kasabada tanık oldukları ahlaki çöküntüyü yargılamadan, hatta bencilce ya da acımasızca, kendi çıkarlarına uygun şekilde kullanırlar. Yaşadıkları olayları tamamen nesnel, duygusuz ve yalnızca somut gerçekleri kaydederek büyük bir deftere yazarlar.

Savaş ilerler, Küçük Şehir de bombardımana ve işgale uğrar. Anne ve başka bir adamdan olma kız kardeşleri, Lucas ve Claus’u almaya geldiğinde düşen havan mermisiyle ölür. Anneannene de ikinci kez beyin kanaması yaşayınca daha önce felç kalma korkusuyla çocuklara emanet ettiği zehirle ölür. İkizler artık yapayalnız kalmıştır.

Savaş biter ve siyasi çalkantılar başlar. Savaş esiri olan baba geri döndüğünde çocuklardan ülkeden kaçmak için yardım ister ancak çocukların başka bir planı vardır: Mayınlarla çevrili sınırı geçmek için önden birini göndermek. Claus, babasının cesedini bir merdiven gibi kullanarak sınırı geçerken Lucas Küçük Şehir’de kalır.

Kanıt

İkinci kitaba gelindiğinde, anlatıcının sesi üçüncü tekile, odağı ise geride kalan Lucas’a geçer. Ancak hikâye, okuyucuyu sürekli bir kafa karışıklığına sürükler. Lucas'ın bir ikizi olduğunu kimse bilmemektedir. Herkes, Lucas'ın tek bir çocuk olduğunu varsayar. Bu durum, Claus'un varlığının sadece Lucas'ın hayal ürünü ya da bastırılmış bir alter egosu olduğu şüphesini yaratır.

Lucas, anneannesinin evinde yalnız bir hayat sürerken bir yılbaşı gecesi sokakta gördüğü Yasmine adında, babası tarafından hamile bırakılmış, hamileliğini gizlemek için korse giydiğinden sakat doğan oğlu Mathias'ın bakımını üstlenir. Lucas, Mathias’ı çok sever ve ona bir baba figürü olur. Bu yakınlığa güvenen Yasmine çocuğu Lucas’a bırakarak Büyük Şehir’e gider. Bir yandan da kocası vatana ihanetten asılmış kütüphaneci kadın Clara’yla bir ilişki sürdürmektedir.

Bir gün kitapevi sahibi Victor’un evini ve dükkânını satın alarak Mathias’la oraya yerleşir. Clara kocasının intikamını almak için karşıdevrim hareketine katılmak üzere şehirden ayrılır. Okula başlayan Mathias arkadaşları tarafından sistematik bir zorbalığa uğrasa da hiç karşılık vermez. Öğretmeninin önerisyle belli saatlerde çocuklar için okuma salonuna dönüştürülen kitapevi Mathias’ı rahatsız eder. Lucas’ın çocukken birkaç gördüğü Agnes’in oldukça sağlıklı kardeşi Samuel’i görünce bunalıma giren Mathias kendini asar.

Lucas, Yasmine’nin cesedi anneannenin evinin yerine yapılacak spor salonu inşaatı esnasında bulununca her şeyi eski Parti Sekreteri arkadaşı Peter’e bırakarak şehri terk eder. Claus 50 yaşına geldiğinde kardeşini bulmak için Küçük Şehir’e geri döner. Kardeşini bulamasa da onun bıraktığı yaşantıya ortak olmaya çalışır ancak vize süresi dolmuştur ve şehir hapishanesinde tutuklu olarak ülkesine iadesini bekler.

Üçüncü Yalan

Üçlemenin son kitabı, birinci tekil anlatıcı olan Claus'un sesiyle başlar. Bu kitap, ilk iki kitaptaki olay örgüsünü bütünüyle altüst eden, sarsıcı bir “yalan”ı ortaya çıkarır. Claus'un anlattığı hikâyeye göre aslında hiçbir zaman ikiz kardeşi olmamıştır. Claus, Büyük Defter'deki tüm acı ve travmatik olayları (kendi kendine acı verme, cinayetler, sınırın geçilmesi, anneannenin ölümü gibi) Lucas adını verdiği hayali bir ikiz kardeşe yüklemiştir. Bu, hayatta kalabilmek, travmayı yönetebilmek ve yabancılaşmak için yarattığı bir savunma mekanizmasıdır. Lucas, Claus'un bastırılmış, acı çeken, suçlu ve katlanılmaz benliğidir. Ancak kitabın ilerleyen bölümlerinde Claus'un anlatısı bile sarsılır. Claus, ünlü bir şair olan Lucas’la tanışır. Romanın sonu, iki adamın buluştuğu ve birbirlerinin hikâyelerini, yani ilk iki romandaki olay örgüsünü karşılıklı yalanladığı bir tartışmayla biter. Okur, hangi anlatının gerçek olduğunu, ikizlerin gerçekten var olup olmadığını, Kanıt'ın Lucas'ının mı, yoksa Üçüncü Yalan'ın Claus'unun mu “gerçek” olduğunu asla net olarak bilemez. Üçüncü Yalan, hikâyedeki tüm olayların, savaşın ve göçün yol açtığı akıl travmasının bir sonucu olarak çarpıtılmış, parçalanmış bir kimlik ve hafıza oyunu olduğunu göstererek son bulur.

Editör: Pınar Tufanlı

Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan Soruları ve Cevapları

Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan kimin eseri?

Agota Kristof

Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan türü nedir?

Yabancı Romanlar

Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan kaç sayfa?

372

Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan Yorumları