Yeni nesil edebiyatçılardan Eda Tezcan, yüzyıllardır birbirleriyle karşı karşıya olup da yan yana gelme ihtimalleri bulunmayan, İstanbul’un simge iki yapısını, imkânsız aşk metaforu olarak yorumluyor ve karşılıklı yazılmış mektuplarla bu aşkı tasvir ediyor. Pek çok TV dizisinin senaryosunda imzası bulunan Tezcan, bu özgün denemesiyle, imkânsız sevdaların güçlüğüne, derinliğine ve insan hayatında açtığı derin yara veya gönül dünyasını nasıl zenginleştirdiğine işaret ediyor.