Vicdan Zorbalığa Karşı

Stefan Zweig Vicdan Zorbalığa Karşı
Kitabın Yazarı:
Kitap Türü:Deneme
Yayınevi:Can Yayınları
Yayınlandığı Yıl:1936 (08-02-2017)
Sayfa Sayısı:248
ISBN:9750721700
Kitap Puanı:
5.8 / 10 | Oy: 50 | Yorum: 2
Editör Puanı:9
Fiyat Listesi / Satın Al
YazarOkur:bedava al
KitapYurdu:12,67 TL
Sözcü Kitabevi:13,65 TL
Pandora:14,63 TL
HepsiBurada:15,16 TL
D&R:15,21 TL
e-kitap,pdf,epub: *


Oy Ver

5.8
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Ehh işte

Yorum Yaz

Kitap Türü:Deneme, Biyografi
Orjinal Adı:The Right to Heresy: Castellio against Calvin
Çeviren:Zehra Kurttekin

Arka Kapak Bilgisi

Vicdan Zorbalığa Karşı Özeti

Stefan Zweig Vicdan Zorbalığa Karşı


“Şüphesiz ki insan doğasını temelinde toplum içinde eriyip gitmek gibi gizli bir özlem yatar; Dostoyevski’nin ‘Büyük Engizisyon Yargıcı’, acımasız bir diyalektik içinde aslında çoğu insanın kendi özgürlüklerinden ürktüğünü kanıtlamıştır.” (s. 16)

“O vahşice ve barbarca gaddarlıkları yapma hırsı buradan (fanatizmden) doğar; bu tür kışkırtıcı iftiralardan dolayı bazı insanlar öylesine galeyana geliyor ki infaz ettikleri biri işkenceler içinde ağır ateşte yakılmadan önce suda boğularak öldürülmüşse eğer, hiddete kapıldıklarını bile görüyoruz.” (s. 154)


Neden kitap okuruz, kitap okumak hayatımızdaki neyi değiştirir gibi soruları duyarız, bazen kendimize de sorarız. Stefan Zweig’in “Vicdan Zorbalığa Karşı Ya Da Castellio Calvin’e” eseri bu sorunun adeta cevabıdır. Yapılan gözlem, analiz ve tespitler oldukça etkileyicidir, öyle ki “Neden kitap okuyoruz?” sorusunun yerini “Neden daha önce bu kitabı okumadım?” sorusu alır.

Monografi( Ünlü bir kimsenin hayatını, kişiliğini, eserlerini, başarılarını ayrıntılarıyla ele alan veya bilimsel bir alanda özel bir konu ya da sorun üzerine yazılan inceleme yazısı) türündeki Vicdan Zorbalığa Karşı eseri Kalvenizm öğretisinin kurucusu Jean Calvin’in Kalvenizm öğretisini kurması, geliştirmesi, insanlara zorla kabul ettirmesi, kendisinden farklı düşünenlere karşı tavizsiz müdahaleleri ve otoritesinin zirvesindeyken Sebastian Castellio adındaki bir teolog ve vaizin, yapılan her şeyin yanlış olduğunu savunmasını ve Castellio ile Calvin arasındaki mücadeleyi anlatmaktadır.

Vicdan Zorbalığa Karşı Kitabının Özeti

Katolik inancına karşı tepkilerin arttığı, dinde reform hareketinin başladığı ve Protestanlığın ortaya çıktığı yıllardır. Cenevre’de vaiz Farel Katolikliğin temelini sarsmak için insanları örgütler, vaazlarıyla belli bir taraftar kitlesi oluşturur ve sonuçta başarılı olur. Katolik papazlarının otoritesi dağılmaktadır; ancak Farel’in hesaplamadığı bir şey vardır: bundan sonra ne olacaktır… Zira Katolikliğin dağılmasının ardından büyük bir inanç boşluğunun doğması kaçınılmazdır.

İyi bir eğitim almış ve “disiplin” kelimesinin içini tek başına doldurabilecek bir genç, Jean Calvin, yeni bir mezhebin sistematiğinin belirlenmesi ihtiyacını ilk fark edenlerdendir ve “Institutio Christianae Religionis (Hıristiyanlık Dininin Esasları)” adlı çalışmasıyla ortaya çıkar.

Farel, Calvin’i Tanrı’nın bir lütfu olarak benimser ve Cenevre’yi Institutio’ya göre yönetmesi için Calvin’in en sadık destekleyicilerinden olur.

Cenevre meclisi, Protestanlığı desteklediği için Fransa’dan göç etmek zorunda kalan bu adamın Cenevre’ye gelmesinden hoşnut olur ve onu vaiz olarak atamaktan çekinmezler; çünkü Institutio’yu hiç okumamışlardır ve dolayısıyla her türlü günahtan kaçınmayanların ve Calvin’in diğer kurallarına bağlılık yemini etmeyenlerin şehri terk etmek zorunda kalacaklarından habersizdirler. Institutio, kendine her türlü zevki ve lüksü yasaklamış Calvin’in sert mizacı kadar tavizsizdir.

Calvin’in kuralları ortaya çıktığında insanlar yavaş yavaş şikayet etmeye başlar, bir Fransız göçmeninin Cenevre asillerine uyguladığı tavrı kabul etmezler ve Calvin’i ülkeden gönderme kararı alırlar. Calvin Cenevre’yi terk eder.

Fakat, Farel’in korktuğu şey kendini gösterir. Reformla Katoliklik yıkılmış; ancak, yerine başka bir şey konmamıştır. Toplumda kaos çıkmak üzeredir. Önce Farel Calvin’i yeniden çağırır. Calvin ise bunu kabul etmeyeceğini kesinkes bildirir. Sonrasında Cenevre meclisi ve sonunda da tüm Cenevre halkı Institutio yazarının yeniden ülkeye gelmesi için adeta yalvarır. Calvin ikinci gelişinde, tüm Cenevre halkı sevinç içinde, fakat Calvin’in tüm katı uygulamasına boyun eğmiş şekilde Cenevre’yi teslim alır.

Calvin işe koyulur ve otoritesini derinleştirir. Kendisinden habersiz kuş uçurtmamayı talep edebilecek biri, onayı olmadan kitap basılmasını da yasaklamıştır. “elbette ki sansür her zaman, her diktatörlüğün doğuştan kardeşidir.”

Bu sırada genç bir teolog Castellio, Kitab-ı Mukaddes’in Fransızca tercümesini hazırlamıştır ve Calvin’den kitabın basımı için izin vermesini rica eder. Castellio’nun umduğunun aksine Calvin’in tepkisi sert ve aşağılayıcı olur, çünkü halihazırda bir akrabası Fransızca tercümeyi yayımlamış ve Calvin de bu kitaba bir önsöz yazmıştır. Castellio ne cüretle, Calvin’in önsöz yazarak onaylamış olduğu bir eserin üzerine yeni bir çalışma ortaya koyar! Yine de kitabı yayımlayabilir; ancak önce tercümeyi Calvin’e sunacak ve Calvin’in uygun gördüğü düzeltmeleri yapacaktır.

Castellio bunu kabul etmez ve şehirden ayrılmak zorunda kalır, hayatının bundan sonrası altı nüfuslu ailesinin geçimini sağlamaya çalışmakla ve yoksullukla geçecektir. Castellio’nun yeniden ortaya çıkması Protestanlığın ilk din cinayetinin gerçekleşmesiyle (Serveto Olayı) olacaktır.

Protestanlığa göre Hristiyanlık için tek kaynak Kitab-ı Mukaddes olmalıdır; bu şekilde Kitab-ı Mukaddes’e ilaveten kilise geleneklerini de kaynak olarak gören Katoliklerden ayrılır. Fakat Kitab-ı Mukaddes’in de farklı yorumları bulunmaktadır ve Michael Serveto, teslis inancının Hristiyanlıkta olmadığı savıyla yeni bir düşünceyle ortaya çıkar.

Michael Serveto, koyu bir Hristiyandır; fakat araştırmaları onu Hristiyanlığın temel inanışlarını değiştirecek bir sonuca ulaştırır. “Teslis’in Yanlışlıkları Üzerine” adlı kitabın yayımlanmasının ardından kimliğini değiştirmek zorunda kalır ve Villeneuve ismini alarak Fransa’nın Vienne bölgesine yerleşir.

Serveto, eğitim ve öğrenme açısından büyük bir yeteneğe sahiptir. Vienne’e geldiğinde daha önce tıp alanında yaptığı çalışmalara yeniden yoğunlaşır ve vali vekilinin doktoru olarak görev yapmaya başlar. Ancak Serveto hayatını doktor olarak tamamlama niyetinde değildir, çünkü bildiklerini paylaşmak, insanları bilgilendirmek zorundadır. Bu amaçla düşüncelerini, bunların kıymetini bilecek açık fikirli bir teolog bilim adamına göndermek ister. Serveto’ya göre bunun için en uygun kişi Jean Calvin’dir.

Serveto’nun ilk mektubuyla çılgına dönen Calvin sert bir cevap yazar. İkili arasındaki yazışmalar çok geçmeden hakarete varır. Hatta Calvin, arkadaşı Farel’e Serveto olur da Cenevre’ye gelecek olursa onu sağ çıkarmayacağını söyler.

Serveto’nun cevabı ise Calvin’in Institutio’suna karşılık verircesine isim kullanmadan Restitutio’yu (Öze Dönüş) yayımlamak şeklinde olur. Calvin, arkadaşları üzerinden kendini gizleyerek Seveto’nun kafir olarak yargılanmasını talep ettirir. Öncelikle delil yetersizliğinden serbest bırakılan Serveto, Calvin’in davaya doğrudan müdahil olması ve türlü hileleriyle mahkum edilir.

Serveto ise özellikle doktorluk kariyeri sonrası çok sevilmektedir ve geniş bir çevre edinmiştir. Arkadaşları vasıtasıyla hapisten kaçırılır. Fakat Vienne’den kaçan Serveto şaşırtıcı biçimde ve canavarın mağarasına girercesine Cenevre’ye gelir. Bir vaaza katılan Serveto burada tanınınca hapsedilir.

Serveto hakkında hüküm henüz o yakalanmadan verilmiştir; teslisi inkar eden bu kafir, kitaplarıyla birlikte yakılacaktır. Serveto ise en temel ihtiyaçlarının bile karşılanmadığı bir hücrede tutulurken son ana kadar suçsuzluğunun ortaya çıkmasını, hatta tazminat olarak Calvin’in tüm malvarlığının kendisine verilmesini bekler. Ancak karşısına çıkan, teslis inancını kabul ederse yakılmak yerine hemen öldürülme teklifidir.

Serveto yıkılmış ve her şeyin sona erdiğini anlamıştır; fakat, inandığı şeyi inkar edemeyecek bir dindardır. Düşüncesini ifade etmesinden dolayı, değil yanacak olmak ölmek bile ona göre büyük bir haksızlıktır. Fakat, tüm Cenevre halkı -Calvin dışında- bu sapkının diri diri yakılmasını seyretmek üzere meydana toplanmıştır. Calvin ise Serveto İsa’ya yakarışlar içinde yanarken çalışma odasına gizlenmiştir.

Serveto’nun ölümü bazı vicdanları oldukça rahatsız eder. Serveto en nihayetinde kendince bir gerçeği savunmuştur. Bu hoşnutsuzluğu açık açık dile getirme cesaretini ise sadece Sebastian Castellio gösterir. Castellio başlangıçta kimliğini gizler, çünkü; “Öyle bir zaman gelir ki insanlığın en basit en açık hakikatleri insanlara ulaşabilmek için sisler arkasına saklanmaya, kılık değiştirmeye gereksinin duyar; açık duran büyük ön kapı iktidar sahibinin zabıtaları ve gümrük memurlarının gözetiminde olduğundan en insanca ve kutsal düşünceler hırsızlar gibi gizli saklı, arka kapılardan içeri sızmak zorunda kalır.”

Castellio oldukça yalın şu cümleyle Serveto’nun idamının bir cinayet olduğunu vurgular:

“Bir insanı öldürmek asla bir öğretiyi savunmak değildir; bir insanı öldürmek demektir.”

Castellio, Serveto cinayetinin ardından dinsel hoşgörü manifestosunu yayımlar. Bu manifestoya göre insanları sapkın, kafir olarak etiketlemenin yanlışlığı, farklı düşüncelere saygı duymak gerektiği şu şekilde anlatılır:

“Sapkın diye nitelenen herkesin sapkın olduğuna inanmıyorum… Bu niteleme günümüzde o kadar hakaret içerir niteliktedir ki, birileri şahsi düşmanını ortadan kaldırmak isteyecek olsa bunun en kolay yolu onu sapkınlıkla suçlamak oluyor. Çünkü insanlar bu ‘sapkın’ kelimesinden, sadece adından bile öylesine büyük bir korkuya kapılıyor ki, işitir işitmez kulaklarını tıkıyor; sadece ona değil, lehine bir söz söylemeye cesaret eden biri olsa ona da gözü kapalı zulmediyorlar.”

“Bütün hakikatler, özellikle de dini olanlar tartışılır niteliktedir ve birden çok anlamları vardır. Bu nedenle, sadece Tanrı’ya ait olan sırları, onun gizli planlarına katılmışız gibi böyle bilgiççe tartışmak haddi aşmak demektir ve aslında bir şey bilmediğimizi konular hakkında, kesin kanaatlere sahipmişiz gibi insanları kandırmak, öyle görünmek; kibirdir.”


Bütün bu tepkilerin ardından Castellio kendini açığa çıkarır ve Calvin’in iftira ve oyunlarıyla mahkum edilir. Başlangıçta mahkumiyetin hızlıca sona ereceği düşünülse de Castellio’nun sonu yavaş yavaş Serveto’ya benzeyecek olur. Castellio belki idamdan ya da diri diri yakılmaktan 48 yaşında eceliyle ölerek kurtulur.

Calvin Castellio’nun da ortadan kalkmasıyla artık tüm düşmanlarını yenmiştir. Gözlerini Calvin’le açan yeni jenerasyon Calvin’i benimsemiş mutsuz ihtiyarlar ise dünyadan göç etmiştir. Calvin ideal dünyasını kurmayı başarır. Sıkı disiplin ve çalışmanın kutsanması ile bilime geniş bir alan doğar; fakat Kalvenist düşüncenin girdiği yerlerde hoşgörü de hızla yayılır. Öyle ki “nerede Calvin’in dini kanun olmuşsa, özellikle orada Castellio’nun fikirleri hayata geçer.”

Calvin’in bir zorba olduğu ise ölümünden 400 yıl sonra Stefan Zweig ile iyice gün yüzüne çıkar.

Kitaba İlişkin Değerlendirmeler

Stefan Zweig tarihin derinliklerinde kalmış, belgelerin büyük kısmının o dönemde uygulanan etkin bir sansür ile yok olduğu önemli bir olayı ortaya çıkarıp, konu özelinde neredeyse tüm bilinenleri yıkıp tüm ezberleri bozarken; o ana kadar hümanist ve hoşgörülü olduğu bilinen Calvin’in tam tersi biri olduğunu savunurken, bunu tarafsız ve önyargısız bir şekilde yapabilmeye özen gösterdiğini “Yayımcının Son Notu” bölümünde özellikle vurgulamaktadır.

Yazarın Calvin’e karşı tarafsız kalabilmeyi başardığı söylenebilir; ancak, Michael Serveto hakkında aynı özeni gösterdiğini söylemek güçtür. Yazara göre, Serveto birçok erdeme sahiptir; ancak, hiçbirine tam olarak sahip değildir. Ortalama üstü cesaret, bilgelik… kendisinde mevcut olsa da hiçbirinde en iyi değildir.

Ancak, Serveto Calvin’e karşı fikrini savunmuş, arkasındaki güce rağmen Calvin’e karşı Vienne’deki ilk hukuk mücadelesini kazanmıştır. Dahası haksız yere mahkum edildiği Vienne hapishanesinden kaçırıldıktan sonra açıklanamaz şekilde Calvin’in hüküm sürdüğü Cenevre’ye gelmekten ve burada faaliyetlerini sürdürmekten çekinmemiştir. Cenevre’de yakalanıp hukuksuz bir şekilde ışıksız bir zindana atılıp sefalet içinde idamını beklerken inancından bir an olsun vazgeçmemiş, diri diri yakılırken bile doğru bildiklerini haykırmıştır. Bu durum, Serveto’nun kahramanlığının Castellio’dan eksik kalmadığını düşündürmektedir. Zweig ise Castellio’yu kahramanlaştırırken Serveto’yu neredeyse sıradanlaştırır.

Bununla birlikte yazar bu eserinde, bir tarihi olayı anlatmakla yetinmez, çokça analiz yapar, görüşlerini ifade eder. Dünya düzeninin ve insan tabiatının değişmeyen prensipleri çerçevesinde etkileyici bir neden sonuç ilişkisini kurar. Sorgulatır, düşündürür.

Bir söz de çevirmen Zehra Kurttekin hakkında söylemek gerek. Zehra Kurttekin bu kitabı sadece çevirmemiş, adeta yeni baştan yazmış. Öyle ki Almanca orijinalinin birebir çevirisi “Castellio Calvin’e Karşı Ya Da Vicdan Zorbalığa” olan kitabı “Vicdan Zorbalığa Karşı Ya da Castellio Calvin’e” şekilde sunmuş. Okurken kitabın orijinal dilinin Türkçe olduğunu sanıyorsunuz, akıp gidiyor, zorlamıyor. Son zamanlarda okuduğum en iyi çeviri kitaplardan olduğunu söyleyebilirim.

Zweig’in bu eseri, “ciddi” kitap okumak isteyen okuyuculara özellikle önerilir.

Yazar: Gökhan İPKİN

Vicdan Zorbalığa Karşı Yorumları

Vicdan Zorbalığa Karşı Yorum stefan zweigin çoğu kitabını okudum vicdan zorbalığa karşı da en iyi kitaplarından bir tanesi oldukça etkileyici bir konusu var

31-07-2017 20:37 !!

Vicdan Zorbalığa Karşı Yorum hikaye ilgimi çekmedi pek bana hitap eden bir kitap değil

03-08-2017 22:42 !!

Yorum Yaz

:: Stefan Zweig ::
:: Tavsiyeler ::
:: Kitap Rehberi ::
:: En Son Yorumlar ::


reklam veriletişim • © 2017 YazarOkur Kitap.