Uçan Tabut

Pınar Eğilmez Uçan Tabut
Kitabın Yazarı:
Kitap Türü:Yerli Romanlar
Yayınevi:Karina Yayınevi
Yayınlandığı Yıl:2017 (04-07-2017)
Sayfa Sayısı:120
ISBN:6059352840
Kitap Puanı:
8 / 10 | Oy: 24 | Yorum: 1
Editör Puanı:8
Fiyat Listesi / Satın Al
YazarOkur:bedava al
Sözcü Kitabevi:11,25 TL
D&R:11,70 TL
KitapYurdu:12,00 TL
e-kitap,pdf,epub: *


Oy Ver

8
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel

Yorum Yaz

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Arka Kapak Bilgisi

Uçan Tabut Özeti

Pınar Eğilmez Uçan Tabut


“Yaptığımız her şey sadece ölüm düşüncesini aklımızdan atmak içindir.”

Uçan Tabut, 9 kısa hikâyeden oluşan bir roman. Aslında romandan çok uzun hikâye havasında yazılmış. Birbirinden bağımsız gibi duran hikayeler birbirinin devamı niteliğinde. Her bölüm farklı birinin gözünden ele alınmış. Kitabın her bölümü bir söz ile ayrılmış. Kitabın içinde benim en sevdiğim söz “Nilay” bölümünün başında yer alan “İnanmak ile bilmek aynı şey değildir.” Cümlesi. Kitabın içeriğine geçecek olursak kitap aslında Bora’nın ölümü ve intihar mektubu ile bağlantılı kişilerin hikayelerinden oluşuyor. Kolay okunan hikayeler sanki bir film izliyor gibi hissettiriyor size. Herkesin gözünden bağıntılı olaylar ve durumlar… Çok beğendiğim bir kitap, farklı bir teknik kullanılmış.

1. Bölüm: Bora’nın Selin’e İlk Ve Son Mektubu

Aslında bu mektup bir intihar mektubu. Bora tüm duygularını ve düşüncelerini Selin’e söylüyor gibi yazıp herkese hitap etmiştir. Ağır depresyon ve ölüm düşüncesiyle mücadele içerisinde olan Bora’nın ölüm hakkındaki düşünceleri ve duyguları bu bölümde Bora’nın ağzından yazılmıştır. Uzun zamandır her şeyden sıkıldığını, hiçbir şeyin ona zevk vermediğini söylemiştir. Ölüm üzerine birçok totem yapmıştır. Mesela totemlerinin bazıları karşısından gelen üçüncü adamın beresi varsa intihar edecektir veya yedinci bisikletli kadınsa hayatına son verecektir. Son totemi ölümü olur. Anneannesini arar eğer anneannesi beşinci çalışında açmazsa intihar edecektir. Anneannesi açmaz, intihar eder.

2. Bölüm: Saadet ve Kıpırdayan Perde

Saadet, Bora’nın son kez konuşmak için aradığı kişi, anneannesidir. Saadet hayatı boyunca her şeye geç kalmış olmanın acısını içinde yaşamaktadır. Aşkını söylemeye, görmeye, affetmeye, yaşamaya, Bora’nın telefonunu açmaya… Yetmiş üç yaşına gelince her şeyi görmeye ve yaşlılığın kaçınılmaz bir gerçek olduğunu ve bunu gençken fark edemediğini anlamaya başlamıştır. Korkulardan bahsederken aklına Bilana gelmiştir.

Bilana nesilden nesle aktarılan büyük dedesinin hikayesidir. Büyük dedesi Nartan Bey, yeni evlenmiş Bilana ile. Kuşatmalara dayanamayınca limandan gemiye binip köylüler ile kaçmaya kalkışmışlar. Altı yüz insan bir gemiye sıkışmış vaziyette geleceğe umut beslemeye çalışıyor. Gemide günler ve zaman geçtikçe insanlar ölmeye ve hastalanmaya başlamıştır. Bir gece bir patırdı kopmuş, Çerkez bir asker yüksek sesle inlemeye başlamış. Bilana yerinden kalkıp Nartan’a bakmış, düğün gecesi takılan gerdanlığı kocasına verip Çerkez’in yanına gidip ona sarılmış. Bilana ve Albek birbirlerine aşıklarmış. Babası Bilana’yı Nartan’a verince ayrılmak zorunda kalmışlar ama Albek Bilana’yı son kez görebilmek için o gemiye son dakikada binmiş. Bilana ve Albek birlikte ölüme gitmişler ve Nartan o gemiden tek başına inmiş.

Saadet, canından çok sevdiği torunu Bora’nın telefonuna yetişememiş çünkü o sırada balkonda karşıdaki apartmanın perdesinin neden hareket edip durduğunu anlamaya çalışmıştır. Telefon sesi kesildiğinde Saadet yarı yola gelebilmiştir. Geri aramak için gözlüğünü bulması da biraz vakit almıştır. Geri aradığında ise Bora açmamıştır çünkü Bora çoktan canına kıymıştır. Saadet yetişemediği için Bora ölmüştür.

3. Bölüm: Selin Haziran 2016 İstanbul

Bu bölümde Bora’nın eski sevgilisi ve son mektubu yazdığı kişi olan Selin’in ve onun kardeşi Nilay ile olan konuşması geçmekte. Daha ölümden haberi olmayan Selin, Bora’ya olan aşkını bu bölümde Nilay’a anlatmakta. İkisinin hiç gerçekten ayrılmadığını söylemektedir

4. Bölüm Nilay Kabul Görmeyene Övgü

Bu bölüm Nilay’ın gözünden anlatılmıştır. Bora’nın ölümünden haberdar olan Nilay ilk iş olarak ablasını İstanbul’a davet etmiş ve onu korumak için ortam hazırlamaya başlamıştır. İkisinin ilişkisi iyi olmasa da sonuçta kardeş oldukları için onu korumak istemiştir. Orta gelirin bir tık üzerindeki bir ailenin iki çocuğuydu Selin ve Nilay. Nilay üniversitedeki öğretmeni Fikret’e aşık olmuştu. Fikret’te onu sevmişti ama bu kısa sürmüştü. Fikret’in doğum günü için ona sürpriz yapmak için evine gizlide girince onu aldattığını görmüştür. Oradan hızla kaçarken kaza yapmıştır ve bu yolla da Efsun’la tanışmıştır. Bir süre sonra Nilay kendini eskort olmuş bir halde buldu. Bu durumdan mutsuz değil mutluydu. Kuralları vardı, hayırsa hayırdı. Aracısı yoktu, güzeldi…. Ağızdan ağıza ünü yayıldı ve iyi para kazanmaya başladı. Selin’in durumdan haberi yoktu, ailesinin de ama Nilay’ın umurunda değildi.

Selin’i oyalamak ve biraz daha zaman kazanmak için onu bir bara götürmüştür. Çıkışta bir ayyaş ile karşılaşmışlardır. Nilay ayyaşa para verip geçerken, Selin ona sarılmıştır.

5. Bölüm Hikmet/Ayyaş

İç Anadolu’da doğan Hikmet’in babası annesini öldürüp hapse girmiş ve ablası ve oda bir yurtta büyümek zorunda kalmıştır. Ona dokunulmasından rahatsızlık duyan ve kimsenin kendisine yaklaşmasına izin vermeyen Hikmet 18 yaşında kadar yurtta kalmış ve sonra da ayrılmıştır. Yusuf ile tanıştığında ve hayatı tümüyle değiştiğinde sokaklardaydı. Yusuf onu korudu kolladı ve aç bırakmadı, Fakat bir gün ateş başına bir başkası dahil olup Hikmet’e hayatını anlattığında her şey değişti. Hikmet bir gün öldüresiye dövülüp Akif Dede’nin yanında gözlerini açtı. Akif, Hikmet’i bir nebze düzeltti fakat Hikmet orada da kalamadı. Dayanamadı, Akif Dede’de dur demedi. Hikmet gitti. Akif, Hikmet’in içine tohum ekmişti ve onun yeşermesi için gerekli tek şey yağmurdu. Ve bu yağmur, Nilay’in kafası dağılsın diye alıp bara götürdüğü Selin’in sarılmasıydı.

6. Bölüm Füsun/Olmaz İşler

Bu bölüm Füsun’un gözünden anlatılmış. Füsun’un annesi ve babası boşanmıştı. İyi bir eğitim alan Füsun kendinden büyük insanlarla sevgili oluyordu ve annesi bu yüzden üzülüyordu. Bir terapiye katılıp bunun nedeni üzerine tartışmak istiyordu annesi. Füsun annesi kırmadı ve terapilere gitti. Terapiden sonra Füsun’un dili çözüldü ve her şeyi anlatmaya başladı. Yaşından büyük erkeklerle aşık olduğu için çıkmıyordu. Onları kendine aşık edip süründürmek hoşuna gidiyordu. Doktor bunun sebebini babası ile olan sorunlarıyla yüzleşmediği için olduğunu söylüyordu. Ünlü bir heykel tıraş olan Mehmet Kırkoğlu ile yüzleşemeye karar verip onun marangozhanesine gitti. Kendine artık Akif Dede dedirten babasını uzaktan izledi. O an babasının eskiden onunla konuşmak için ne kadar çaba sarf ettiğini hatırladı. Babası ile yüzleşmek istiyordu.

7. Bölüm Didem’in Aynaları

Bu bölüm Didem ve iç sesinin okuyucuya yönelerek konuşmasından oluşmakta. Didem komada yatmakta olan arafta kalmış bir kız. Hayatının gidişatını yanlış kişiye aşık olduğunu ve onun yüzünden hayatının sonlanmak üzere olduğunu anlatmaktadır.

8. Bölüm Cem’in Akıl Çorbası Ve Uçan Tabut

Cem, Bora’nın en yakın arkadaşıdır. Bora’nın cenazesini beklemektedir. Bu noktaya gelene kadar fark etmediğini için kendini ve anlatmadığı için Bora’yı suçlamaktadır. Her yerde Bora’nın yanında olan Cem onun arkasından da onun yanındaydı. Uçan Tabut’u bekliyordu. Saadet Teyze’yi ve Selin’i hastaneye kaldırmıştı Cem ve onları beklerken indiği bahçede bir yaşlı teyze torununu ona göstermediklerinden şikayet edip koluna yapışmıştır. Cem onu komadaki torununa çıkarmıştır. “Uyuyan Didem”, Cem çarşaf düzeltme bahanesi ile geri döndüğünde uyanmıştır. İlk cümlesi ise “Ne uyanması? Rüyaya geri döndüm ben. Sen uyanık olduğunu falan mı sanıyorsun?” olmuştur. Cem bundan çok etkilenmiştir. Didem ve Bora’nın aynı şeyi farklı kelimelerle söylediğini fark etmiştir.

9. Bölüm Ben Ömer. Garip Bir Adamım Ben.

Kitabın son bölümü olan 9. Bölümde Ömer, onun hayatını değiştiren Cem ve Bora’nın onu nasıl etkilediğini anlatmıştır. Oğullarına Cem ve Bora adını veren Ömer’in hayatı aslında güzel başlamamıştır. Suriye’den İstanbul’a göçen bir ailenin çocuğuymuş Ömer. Önce Suriye’ye dönen babasını sonra başkasına kaçan annesini ve son olarak da kardeşini kaybetmiş, mezarlıkta çiçek sulayarak para kazanmaya başlamıştır. Onun hayatını değiştiren cenaze Bora’nın cenazesidir. Ona sahip çıkan, okutan Cem’dir. Bir klasik müzik konserinde o ve karısı Suna’nın hayatı değişmiştir. Her zaman garip olan Ömer, bir saldırganı etkisiz hale getirmiştir. İsveç’ten burs gelmiştir, Suna ve o İsveç’e gitmiştir. Cem ölene kadar onun üzerinden elini çekmemiş ve onu hep korumuştur. Suna’nın desteği ile Ömer hayat hikayesini yazmıştır.

Yazar: Sena AKSOY

Uçan Tabut Yorumları

Yorum Yaz

:: Tavsiyeler ::
:: Kitap Rehberi ::
:: En Son Yorumlar ::


reklam veriletişim • © 2017 YazarOkur Kitap.