Siyah Süt

Elif Şafak Siyah Süt
Kitabın Yazarı:
Kitap Türü:Yerli Romanlar
Yayınevi:Doğan Kitapçılık
Yayınlandığı Yıl:2007
Sayfa Sayısı:308
ISBN:9759915315
Kitap Puanı:
7 / 10 | Oy: 254 | Yorum: 3
Editör Puanı:8
Fiyat Listesi / Satın Al
YazarOkur:bedava al
KitapYurdu:18,20 TL
HepsiBurada:18,20 TL
D&R:20,28 TL
Pandora:20,54 TL
e-kitap,pdf,epub: *


Oy Ver

7
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Ehh işte

Yorum Yaz

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Arka Kapak Bilgisi

Siyah Süt Özeti

Elif Şafak Siyah Süt


Doğum… Dünyaya gelen bir mucize. Muazzam, güzel duyguların yanı sıra bu yeni sorumluluğa vücudumuzun fiziksel ve ruhsal adaptasyon süreci.

Her gün işe gidip, sosyalleşen biz, bir açmazda takılıp kaldık. Yeni hayatımız bu muydu? Kendimize yabancıydık. Bu vücut eski haline döner miydi? Uykusuzduk, yorgunduk ve korktuk… Özgürlüğümüz elimizden alınmıştı sanki bir savaştı, kazanırken kaybetmiştik. Bunu hesaplamamıştık. Bu hormonsal çılgınlığa akıl sır erdiremedik. Bunun üstesinden kimimiz gelebildik etkilenmedik, kimimiz psikiyatri kliniklerine, kimimiz hocalara başvurdu. İlaçlar içildi, okundu üflendi. Olmadı, olmuyordu, olmayacaktı. Bu sancıya katlanmak gerçeğini, kendimizden yeniden doğmamız gerektiğini anlayana kadar bu süreç devam edecekti.

Her ne kadar çok dile gelmese de bu kadınsal sarsıntıyı yine dişilik içgüdüleri metanet ve mukavemetle atlattık. Bu derdin devası da genlerimizde mevcuttu. Zaman esaslı bu süreci; eşimiz anlayamadı. Biz sürekli ağladık, alındık, kırıldık, hassaslaştık. Bu arada bebeğimizin karnı açtı, sütümüz gelmedi, az geldi, doymadı. Yeni travmamız “yetersizlik hissi” ile perçinleşti.

”SİYAH SÜT” ün konusu; çok sonraları belki anlatırken güleceğimiz, bu trajikomik sürecin içten ve bir o kadar da yalın bir anlatımı. Yazar; kendisini o döneme kadar anneliği ile işi arasında seçim yapmak zorunda hissetmiş. Entelektüel yaşamla, evlilik ve annelik kavramlarını bağdaştıramayan ön yargısına sıkıştırdığı" kadınlık kimliği sorunsalında" , tercih sürecini samimiyetle ele aldığı otobiyografik bir öykü yaratmış. Sütün sıfatı olarak kullandığı Siyahı; zıt kutupların da bir arada olabileceği fikrini, tartışmaya açmak için kullanmış. Kurmaca hayatla gerçek yaşamın iç içe geçmesi ile harmanlanan roman; post modern, farklı bakış açılarının kazandırılması ile zenginleşerek, okuyucuyu kendisine çekmeyi amaçlamış. Kullanılan mecazlarla zenginleştirilmiş. Romana dâhil edilen; Virginia WOOLF, Sylvia PATH, Ayn RAD gibi feminist ve kendileri gibi eşleri de yazar olan kadınların biyografileri de örneklendirmeler içerisinde görüşü desteklemek için kullanılmış.

Bu kitap unutulmak için yazıldı, diyerek başlar yazar, içindekileri boşaltmak ve bir daha hiç hatırlamamak istercesine...

Heybeli Adadan, bir röportajdan dönüşte yanında oturmakta olan; iki çocuklu ve hamile kadına, gözü takılır. Kendisinden küçük ama bedeni ve hareketleri ile olgunlaşmış bu kadın üzerinden, ülkemizdeki kadın kimliğini sorgulamaya başlar. “Kadınsılık yayan her kadının olduğu gibi kadınlık onun yanında da eğreti duruyor.” (sy:33) derken; doğurgan, bakan, büyüten, derleyen, toplayan kadın rollerini bayağı bulur. Yazarlık ise; bir yolculuktur, adanmışlık ister, eş ve çocuk kavramları ile bağdaşmaz, zaten tercihini yazarlıktan yana kullanmıştır. Eşi; yazarlık, kitapları ise çocukları olmuştur. Kariyeri her şeyden daha önemlidir. Yazar bu yanıyla kendisini kadın kimliği ile bağdaştıramamış olarak görülse de içten içe toplumun kadına yüklediği bu rollerden hoşnutsuzluğunu dile getirmektedir.

Romanın "Başlangıçta Çay vardı Bölümünde " Adalet AĞAOĞLU ile yapılan sohbette; anne olmak ve yazarlık konularını tekrar ele aldıkları görülmektedir. Adalet hanım, kendi tercihinden ve eşinin onu desteklemesinden bahseder, zira çocuk istemek ya da istememek eşlerden birinin tek başına vereceği bir karar değildir. Eşi kendisini çocuk yapmaması konusunda desteklemiş ve seçimini bu yönde kullanmıştır. Kendisine “Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?” Diye sorduğunda, içten gelen sesler korosu devreye girer. Bol duraksamalı bu bölümde, yeni bir tartışma konusu olarak ortaya atılan “Shakspeare 'in ya da Fuzuli’nin kız kardeşleri olsaydı, onlar da yazar olmak ister miydi?” Sorusunu soran yazarımız şimdilik bu sorunun cevabını vermekten uzaklaşarak kendine biraz daha zaman tanır. Zira içten gelen sesler korosu oldukça yoğundur ve bu konu ile ilgili şiddetli geçimsizlik yaşamaktadırlar.

Fuzuli'nin Bacısı Bölümünde Virginia WOOLF 'un "Kendine ait bir Oda" isimli romanına atıfta bulunan yazar, Virginia WOLLF’ UN Shakspeare' in kız kardeşi olarak romana adapte edilmiş olan JUDITH karakterine eş, Fuzuli'nin kız kardeşi olarak FİRUZE karakterini yaratmaktadır. Hem Virginia için hem de Elif için bu kız kardeşler; en az ağabeyleri kadar yetenekli olsalar, en iyi yazıları yazsalar dahi, asıl görevleri olan ev işlerinden yazarlık için yeterli vakit bulamayacaklardır.

İç Sesler bölümünde; yazarın içindeki küçük parmak kadınlarını yakından tanıma fırsatı buluyoruz. Pratik Akıl Hanım; Akılcılığı temsil eder, batılıdır, olaylara realist yaklaşır. Can Derviş Hanım; Doğuyu temsil eder, tasavvufla ilgilenir, ibadet eder, tevekkül eder. Kadercidir. Hırs Nefis Hanım; çalışkan, iş koliktir. Modern hayatın çalışan, hırslı insanlarını temsil eder. Sinik Entel Hanım; entelektüel, kendi halinde ve sakinliği simgeler. Daha sonradan dâhil olan, yazarın bilinçaltında bastırılmış yönlerini simgelediği; Anaç Sütlaç Hanım; doğurganlığı, anne olmayı, eş olmayı fedakârlığı simgeler. Saten Şehvet Hanım ise cinselliği simgeler.

Anaç Sütlaç Hanımla karşılaşmasından sonra içindeki diğer seslerle anlaşmazlığa düşen Elif, diğerlerinin isteği üzerine onunla görüşmeme kararı alır, bu dönemde sadece yazar, kitabına odaklanır, kendisini tamamıyla işine verir. Bu süreçte regl olamaz kadınlığından vazgeçme sinyalleri veren bedeni, bilinçaltından gelen bu isteği yerine getirmektedir. Gittiği psikiyatrisi; kendisini rahat bırakmasını, rutin periyodunun doğal olarak devam edeceğini söyler.

İstanbul'da tesadüf eseri karşılaştığı müstakbel eşi, aslında ne kadar hesaplar yapsak ta kader oyununda birer oyuncu olduğumuzu hatırlatır gibidir. Âşık olduğu bu adamla hiç aklında evlilik fikri yokken evlenir. Bir yıl içinde hamile kalmasından sonra, terk ettiği Anaç Sütlaç Hanım'a gider. Anaç tarafı hamileliğini öğrendiğinde çok mutlu olur. Anaç Sütlaç Hanım yardımlarını esirgemez bu dönemde artık kontrolü ele alma zamanı kendisine gelmiştir.

Doğumdan sonra ise başka bir dönem başlar LORD POTON/ POSTNATAL DEPRESYON DÖNEMİ; Lord Poton adını verdiği, doğum sonrası depresyonu kişileştirmesi ansızın çıka gelir. Lord Poton; Elif’in yardımına koşan tüm seslerini susturur. Artık yapılacak bir şey yoktur. Yardım alacak kimse kalmamıştır. Bu gri, küllü kişilik tüm ruhunu kaplamaktadır. Mutsuzluk, isteksizlik hat safhadadır. Dayanılması güç, Doğum Sonrası depresyonu başlamıştır. Başa gelenin çekilmesi ve bu hâkimiyetin şartlarına uyulması gerekmektedir. Kendince Lord Poton’un üstesinden gelen yazar. Bu sürecin kıyısında olduğumuzu nasıl anlarız? Hangi aşamadayız? Üstesinden gelmek için neler yapmalıyız? Sorularına kendince bulduğu yanıtları paylaşıyor Ancak ekliyor; bunun reçetesi, bir ilacı yok. Süreç herkes için değişken ve herkesin alması gereken yardım ayrı ancak bu okuduklarımızdan yalnız olmadığımızı anlamamız bile biz okurlara en büyük yardımı oluyor...

Siyah Süt Konusu

Siyah Süt, anlatımı ve akıcılığıyla oldukça başarılı bir yapıt. Kitaba başlarken, bu kitap unutulmak üzere yazıldı diyor Elif Şafak. Mücadele ettiği zor sürece bu sefer bizleri de ortak ediyor. Ayrıca toplumların, kadınların üzerine yıktığı görevlerin onları hayallerinden alıkoyduğunu çeşitli kadın yazarlardan örneklerle anlatıyor. İdeallerin ve annelik içgüdüsünün karşı karşıya geldiği bu kitapta kendinize yer bulmanızı öneririm. Keyifli okumalar!

Bu kitap unutulmak üzere yazıldı diyor Elif Şafak. İçinde birikenlerin nehir olup denizlere akmasını dilemiştir. 30'lu yaşlarının ortasında evlenmeyi çocuk sahibi olmayı aklının ucundan dahi geçirmemiştir. Varsa yoksa kitapları... Ta ki Adalar dönüşünde iki çocuğu olan ve üçüncü çocuğuna gebe kadının yanında oturana kadar. Başta onun bu kadar genç olmasına rağmen erken çöküşüne üzülmüştü. Evde Kalmış Kız Manifestosu'nu yazarak küçümsemişti onu. Ama o gün içinde bi şeyler kopmuştu. Farklı düşünmeye başlamıştı. Yazar Adalet Ağaoğlu'na gittiği ziyarette de bu tarz bi soruyla karşılaştı. Hem yazar hem anne olunabilir miydi? Fuzuli'nin ya da Sheakspear'in bir kız kardeşi olsaydı edebiyatçı olabilir miydi, diye düşünüyor Elif. Toplumların kadınlara görev addettiği onların istedikleri sevdikleri şeylere yönelmesinden alıkoyuyordu. Onların yapabildikleri çocuk büyütmek ve evi toplamaktı. Şimdiyse durum çok farklıydı. Belki ikisini birden yapabilirdi. Bunu deneyen birçok yazar vardı. Ama mutlu olmayı başarabilen pek azdı. Elif, İçimden Sesler Korosu dediği iç seslerine danışma ihtiyacı duydu. Önce Pratik Akıl Hanım'a danışmaya gitti. Kendisi her şeyi planlar, bir şekilde kılıfına uydurur. Elif'e hem yazarlığı hem de anneliği zaman planlaması yaparak idare edebileceğini söyler. Pek mantıklı gelmez Elif'e. Hemen Can Derviş Hanım'a geçer. Kendisi sürekli ibadet eder, Allah aşkıyla yaşar. O da Elif'e sabretmesi gerektiğini zamanın ona her şeyi göstereceğini, Allah'ın olur vermediği bir şeyin doğru olmadığını söyler. Bu cevap da Elif'i tatmim etmez ve Hırs Nefis Hanım'a koşar. Hırs Nefis Hanım, sürekli işinin başında bakımlı ve her daim fittir. Elif'in çocuk doğurma fikrine kesinlikle karşı çıkar ve hemen ona bir imza günü ayarlar. Elif son çare olarak Sinik Entel Hanım'ın yanına gider. Sinik Entel Hanım sürekli kitap okuyan, hippi yaşam tarzını benimsemiş parmak kadınlardan biridir. Elif'in sorusuna felsefi açıdan yaklaşır ve kitaplardan alıntılar yapar. Elif bu cevaplardan tatmin olmaz ve düşünmeye devam eder. Sahilde bir kadın ve bebeğine özlemle bakar. Annelik duygusu gitgide sarar bedenini. Ta ki cüce kadınlar tarafından darbe yapılana kadar... Hırs Nefis Hanım ve Sinik Entel Hanım'ın yönetime el koymasıyla Elif'in Amerika'ya gitmesine karar verilir. Orada yazarlık kariyerini pekiştirecektir. Elif başta bunu istemese de çoğunluğun kararına uyar.

Amerika yolculuğu sırasında Anaç Sütlaç Hanım'la tanışır. O da onun iç seslerinden biriydi ancak bu zamana kadar onu görmezden gelmiştir. Sıcakkanlı, cana yakın biridir. Elif onu görmezden gelişine anlam veremez. Diğer iç seslerden habersizce görüşmeye başlar. Fakat bir gün yakalanır ve Anaç Sütlaç Hanım ve diğerleri arasında bir tercih yapmak zorunda kalır. Anaç Sütlaç Hanım'a diğerlerinden vazgeçemeyeceğini söyleyerek o gece büyük çınar ağacının altında yemin eder. Kendini kariyerine adayacaktır. Beden değil, beyin olacaktır öncelik. O günden sonra kendini kitaplara adar Elif. Ailesinden, arkadaşlarından uzakta sürekli yazar. Bu süreçte kilo verir ve regl olamaz aylarca. Doktora gittiğinde, doktoru bedenini özgür bırakmasını söyler. Kitabının son düzenlemeleri kalan Elif, İstanbul'a kısa bir ziyaret için gider. Bu ziyaretin kalıcı olacağı aklının ucundan bile geçmemiştir. Hayatının aşkıyla bu kısa ziyaret sürecinde tanışır ve evlenirler.

Yaklaşık bir buçuk yıl sonra hamile olduğunu öğrenir Elif Şafak. Ne yapması nasıl davranması gerektiğini bilemez. Uzun zamandır görüşmediği Anaç Sütlaç Hanım'a koşar. Anaç Sütlaç Hanım başta tavır yapsa da Elif'in hamile olduğunu öğrenince çok mutlu olur. Artık onun için intikam alma zamanı da gelmiştir. Yönetime derhal el koyar ve diktatörlük ilan eder. Elif çaresiz onun annelikle ilgili tavsiyelerini dinler. Doğumdan sonra ise kendini bitkin, çaresiz ve mutsuz hissetmeye başlar. Bebeğine yetemediği, kötü bir anne olduğu duygusuna kapılır. Üzerinde kusmuk yemek lekeleriyle dolu geceliğini üzerinden çıkarmaz. Yıkanmasını dahi istemez. Bu süreçte Lord Poton çıkagelir ve yaklaşık 10 ay Elif'in misafiri olur. Elif'in İçimden Sesler Korosu'nu da bir sandığa kapatıverir. Bu süreçte psikolojik destek görmeye başlar. On ay boyunca hayatını karartan Lord Poton'la vedalaşır. İçimden Sesler Korosu'nu sandıktan çıkarır. Bunun yaşanması ve kendiliğinden geçmesi gereken bir süreç olduğunu anlamıştır. Tekrar hayata karışır. Dışarıdaki koşuşturmacayı ne kadar özlediğini fark eder.

Zeynep Petek

Siyah Süt Yorumları

Siyah Süt Yorum elif şafakın en kötü romanlarından bir tanesi

03-02-2017 17:53 !!

Siyah Süt Yorum fena kitap değildi söz konusu elif şafak olunca daha iyi bir kitap bekliyordum

23-02-2017 19:09 !!

Kırmızı limon Yorum
arkadaş
ekle
kadın olarak kaç kişiliğe bölünmüşüz çok güzel anlatmış.. çok akıcı bir roman olmadığı için beklentileri karşılayamamış olabilir ama mesaj çok net..

Kırmızı limon • 13-08-2017 22:52 !!

Yorum Yaz

:: Elif Şafak ::
:: Tavsiyeler ::
:: Kitap Rehberi ::
:: En Son Yorumlar ::


reklam veriletişim • © 2017 YazarOkur Kitap.