Pınar - Mürekkepler Aktığında - 8. Bölüm

Pınar, yaşama veda etmek üzereydi. Onun için süt bulmalıydım. Bir dağ keçisi yakalayabilirsem, her şey güzel olabilirdi. Kuşluk hastalığına yakalanmazsa biraz da kaderi iyiyse pek ala yaşayabilirdi. Dede’nin hali de ondan parlak görünmüyordu. Bir ayağı çukurdaydı.

Zaman daralıyordu. Kır renkli atımla bir keçi izi bulmak üzere yola koyulduk. Güneş’in rehberimiz olduğu, kuş seslerinin eksik olmadığı yollarda durmadan ilerledik. Nihayet bir keçi izi bulmuştum. Yüksek bir tepeye kıstıracak ya da tuzla bir alana tuzak kurup aniden kavrayacaktım. Keçinin izleri dağın uçurumuna doğru gidiyordu. Sessizce yaklaştım. Tepeye doğru alanı daraldıkça nefesimi tutuyordum. Keçi tepenin en doruk noktasına ulaştı. Arkasından aniden sıçradım. Keçide aniden bir manevrayla yana kaçtı. Keçinin yanından kendimi uçurumun kenarında buldum.

Düşüyordum. En doruktan yerin dibine doğru… Gözlerimi kapattım. Artık nefes almıyordum… Mürekkepler yanımdan kaymaya başladı. Bütün gücümle tutmaya çalışıyordum, tutamıyordum. Bir anda üst köşeden yakaladım. Kağıt yırtılmaya başladı. Karşımda bana büyük gözleriyle bakan bir adam oturuyordu. Kendi kendine konuşuyordu:

‘’Kahramanlık insanları kurtarmakla bitmez, daha yeni başlar! 7. Bölüme kadar ulaştın. Bir hikaye anlatıyordun. Bir hikaye yazmaya başlıyorsun. Köylülerin hikayesi bitiyor. Mutay’ın hikayesi başlıyor! Mutay kötü bir isim mi bilemiyorum! Mutlu Ay olduğunu her nasılsa kimse bilmeyecek!’’

‘’Mutay benim! Peki ya sen kimsin? Beni bu kadar yakından tanıyorsun! Kendi kendine konuşmayı bırak! Cevap ver bana!’’

‘’Sen bir cevapsın, ya da bir soru! Uzun yıllar önce birtakım insanlar bir takım sorular aradı. Cevap olarak buldukları soruları daha fazla soruyla anlatma görevine seçildiler. Yazarlarla, bazı karakterler iletişim kurmayı başardılar. Sen de bu formlardan bir tanesisin. Ya da bolca mürekkepte diyebiliriz. Ama pek az kağıtsın! Roman veya hikayenin içerisinde kutsal sayılırsın.’’

Afallamıştım. Şaşırmıştım. Bir kitabın içerisinde sıkışıp kalmıştım. Bu manyağın bu kitabı bitirmeme ihtimali de vardı. Koskoca bir hiçlikte kendimi kaybetmiştim.

Daktilosunun üzerinde büyük harflerle yazan yedinci bölümü çıkardı ve yakmaya başladı. Hayretle onu izliyordum. Kağıtların arasında ismim geçiyor. Kendimi tanıyamıyordum. Bir kahraman mıydım? Yoksa bir hayalet mi?

Yazar: Şeyhzade Bilgin

Oy Ver

7.8
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel

Yorum Yaz


benzer yazılar






Pınar - Mürekkepler Aktığında - 8. Bölüm Yorumları

Yorum Yaz



reklam veriletişim • © 2017 YazarOkur Kitap.