Pınar - Cehennemin mutlu insanları - 9. Bölüm

‘’Nasıl konuşuyorsun?’’ Diyebildim. İçeride ki bunaltıcı hava her haliyle belli oluyordu. Yazar kasılıyor, rol yapıyordu. ‘’Kendine çeki düzen ver! Bana gerçekleri anlat!’’ Der demez. Derin bir nefes aldı. Uzun zamandır içerinin havalandırılmadığı belli oluyordu. Kâğıtlarının üzerinde ‘’Pınar’’ yazıyordu. Biz bir şekilde Pınar’ın parçalarıydık. Yazılmıştık. Hayal edilmiştik.

Nefes verdikten sonra bana bakarak konuşmaya başladı. Bir yandan da duvarın üzerinde sararmış 1948 gösteren takvim yaprağına bakıyordum.

‘’Öncelikle Mutay, bunları söylemek istemezdim. Ama sen kaşındın. Daha önce dediğim, cevapları bulan insanların sonlarıyla başlayalım. İnsanlar cevapları sevmezler. İşine yarayan bir dünya sorunsuz ve güvenlidir. Zamanla insanlar alışır ve zamanın bir parçası olurlar. Şanslıları idam edilir. Sorunsuz ve acısızdır. Şeytan ve büyücü oldukları için kaçmak zorunda olan insanlar vardır. Bunlar daha kötü bir hayat sürerler. Ama bu insanların çocukları gerçek cehennemin...’’

‘’Bir dakika, bir dakika!? Pınar’ımı kastediyorsun? Hem biz 1948’te değiliz. Neden takvimin 1948 yılını gösteriyor? Sen bir delisin, hem de zır deli! Peki her anlattığın doğru diyelim. Ben bir kahraman olduğuma göre…’’

‘’Evet. Bir tayt, pelerin ya da havalı bir hikaye mi istiyordun? Gerçek hayatta bunların hiçbirine yer yok! Gerçek bir kahraman olmak istiyorsan, gözlerinden ateş çıkartamıyorken cesur ve kurşunlar işlerken fedakârlığın anlamını anlamalısın. Burada düşük bütçeli süper kahraman senaryosu yazmıyorum!’’

‘’Kartları açalım, o zaman! Ne yazıyorsun? Bay dolu ego!’’

‘’1948 yılında yağmurun durmayacağına inanılan bir gündü. Dünya güzeli bir eşim vardı. Bir de doğmak üzere olan bir çocuğumuz. Gününü tam hatırlamıyorum. Ne isimler, ne şehirler artık aklımda hiçbir şey kalmıyor. Sanki benim değilmiş gibime geliyor bazen, aklım… Pencereden el sallıyordu. Yüzünden hiç gözyaşı dökülmemiş bir güzelliği vardı.’’

‘’Pınar çocuğun muydu?’’

‘’Alevler birden evin etrafını sarmaya başladı. Evin ahşapları yandıkça içinden kaçılmaz bir cehenneme dönüşüyordu. İnsanların kendi elleriyle ördükleri büyük bir cehennem… Eve doğru koştukça içime duman kokusu geliyor. Bir yandan koşuyor. Bir yandan çığlıklar atıyordum. Bir anda duman boğazıma düğümlenmeye başladı. İnsanları elimle itiyor. Kalabalığı yarmaya çalışıyordum. Ölmüşlerdi. Önce kabullenemedim. Sonra gördüklerime inanamadım. İçeride üç kişi vardı.’’

Ne diyeceğimi bilemiyordum. Birkaç sözcük birkaç hayalden ibarettim. Yazar hafif buğulu gözlerle takvim yaprağına bakmaya başladı.

‘’1948 onun doğum günü benimse ölüm günüm. Tam tamına 40 gün sonra ben öleceğim. Onun yedinci yaş gününde! Mutay Pınar’ı kurtarmalısın! Bu onun kaderi değil!’’ Dedi. Takvim yapraklarına dalarak… Kelimeler boğazımda düğümleniyordu.

‘’Peki, sen?’’ Diyebildim. Sanki cevabını bilmiyormuş gibi… Yazar hafifçe kalemi boğazının üstünden şah damarına doğru…

Yazar: Şeyhzade Bilgin

Oy Ver

7.9
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel

Yorum Yaz


benzer yazılar






Pınar - Cehennemin mutlu insanları - 9. Bölüm Yorumları

Pınar - Cehennemin mutlu insanları - 9. Bölüm Yorum hikaye ilginç bir hale geldi devamını bekliyorum

15-07-2017 19:22 !!

Yorum Yaz



reklam veriletişim • © 2017 YazarOkur Kitap.