Kayıp Gül

Serdar Özkan Kayıp Gül
Kitabın Yazarı:
Kitap Türü:Yerli Romanlar
Yayınevi:Artemis Yayınları
Yayınlandığı Yıl:2002
Sayfa Sayısı:364
ISBN:6051425375
Kitap Puanı:
6.3 / 10 | Oy: 921 | Yorum: 61
Editör Puanı:9
Fiyat Listesi / Satın Al
YazarOkur:bedava al
D&R:9,90 TL
Sözcü Kitabevi:11,20 TL
KitapYurdu:12,48 TL
e-kitap,pdf,epub: *


Oy Ver

6.3
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Ehh işte

Yorum Yaz

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Arka Kapak Bilgisi

Kayıp Gül Özeti

Serdar Özkan Kayıp Gül


Serdar Özkan'ın Kayıp Gül adlı romanı yurtdışı ve yurtiçinde birçok başarı kazanmış, daha çok fabl tarzına yakın, şaşırtıcı bir sona sahip, klasikleşmiş eserlerle kıyaslanmış olan, günümüzün önemli eserlerindendir. Kırkı aşkın dile çevrildiğini ve Kanada, Çin, Japonya, Güney Kore, İtalya gibi çeşitli ülkelerde en çok satanlar listesine girdiğini söylersek, yazarın ilk romanı olmasına rağmen ne kadar çok yankı oluşturduğunu anlayabiliriz. Kayıp Gül yabancı medyada "Türklerin Küçük Prensi" olarak yer bulmuştur.

Kitap, zenginliğinden dolayısıyla okulda popülerleşmiş ve kendini bir marka gibi görerek, farkında olmadan asıl kişiliğinden uzaklaşmış olan Diana'nın, annesinin ölümünün ardından annesinin ona bıraktığı mektubu okumasıyla gelişen olayları ele alır. Diana babasının kendisi küçükken öldüğünü sandığı için babasının boşluğunu annesiyle doldurmuştur. Bu yüzden annesinin ölümüyle yıkılmış, aylarca toparlanamamıştır. Ancak kendine gelememesinin tek sebebi annesinin ölümü de değildir. Annesinin ölümünden sonra okuması adına bıraktığı mektupta, babasının aslında ölmediğini ve Diana'nın hiç bilmediği ikizi Mary'de yanında alıp götürdüğünü öğrenir. Mektuba göre, Mary yıllar sonra annelerine ulaşmış ve ona tam dört mektup göndererek, yanına gelmek istediğini belirtmiştir. Mary bu mektuplarda güllerle konuştuğuna değinmiştir. Bu da Diana'nın, Mary'in deli olduğunu düşünmesine neden olmuştur. Diğer bir yandan Mary, son mektubunda tuhaf Topkapı sarayının yakınlarında, küçük bir oteli olan Zeynep hanımı bulmaya gittiğini yazarak, annesinin endişelenmesine neden olmuştur. Şimdi annesi Diana'dan, kayıp ikizini bulmasını istiyordur.

Diana ise Mary'nin bir anne hırsızı olduğunu düşünmeden yapamıyordur. Üstelik Mary'i, annesinin son günlerini endişe içerisinde geçirmesine neden olduğu için suçlu buluyordur. Bu yüzden Mary'i arama gibi bir niyeti yoktur ancak annesinin son sözünü yerine getirmekte istiyordur. Diana artık o kadar kötüdür ki, doğum gününde onu dışarıya çıkartmak için gelen arkadaşlarını bile tersler. Günlerdir çıkmadığı evinden, sahilde bir yürüyüş yaparak kafasını dağıtmak için çıkar. Diana sahilde yürür iken bir falcı tarafından durdurulur ve falcı Diana'ya, aradığı şeyin önce deniz ötesinde bir yere gideceğini, sonra yakına geleceğini söyler. Aklı karışmasına rağmen Diana'nın kararı değişmemiştir. Aynı gece sahilin resmini çizen bir ressamla karşılaşır. Ressamın diğer resimlerinde de hep sahil vardır. Bunu garipseyen Diana ressam ile düşüncelerini paylaşır. Bu konuşma sonucunda Diana, ressamın aklına kazınmıştır.

Ressam Mathias planını aksatarak, sahilde Diana'yı beklemeye koyulur. Ancak Diana ile çok görüşme fırsatları olmaz. Ayaküstü yaptıkları konuşmalarında ise, Mathias bir türlü aklından çıkartamadığı Diana'da, aradığı ışığı göremediği için planı doğrultusunda oradan ayrılır. Diana ise bu süreç içerisinde ikizi Mary'i aramaya karar verir. Annesinin son isteğini yerine getirmek istiyordur.

Diana ilk uçakta Topkapı sarayının bulunduğu şehre, yani İstanbul'a gelir. Burada Zeynep Hanımı bularak, Mary'den bahseder. Zeynep Hanım, Mary'nin onu birkaç gün önce aradığını ve ziyarete geleceğini söyleyerek, otelinde Mary gelene kadar misafir olarak kalmasını teklif eder.

Diana ilk başta bu teklife "sizin misafirperverliğinize ihtiyacım yok" diyerek karşı çıksa da, daha sonradan otelde misafir olarak kalmayı kabul eder. Biraz daha oturup konuştuklarında, Diana mektupta bahsi geçen güllerle konuşma hadisesine değinir ve bununla ilgili düşüncelerinden söz eder. Bunun üzerine Zeynep Hanım, güllerle konuşmanın buna inanılmadığı sürece mümkün olmayacağına dair vurgular yaparak, Diana'nın aklını karıştırır. Artık iyice aklı karışan Diana, ani bir kararla Zeynep Hanımdan ona güllerle konuşmayı öğretmesini ister. Zeynep Hanım bunun zorlu bir süreç olduğunun altını çizse de, Diana kararlıdır. Güllerle konuşup, konuşamayacağını görmek ister.

Ancak güllerle konuşma eğitimi Diana'nın beklediğinden daha farklıdır. En başında Diana, sabahın köründe kalkmak zorunda kalacağını, buna rağmen bir dakika geç kaldığı için dersin erteleneceğini bilmiyordur. Güllerle konuşma matematiği yapacağını ya da, özenerek yaptığı saçlarını buz gibi suyla ıslamak zorunda kalacağını da bilmiyordur. Her şeye rağmen Diana, Zeynep Hanımın gül bahçesine girdiğinde büyülenmiştir. Rengârenk ve muntazam bir nizamla dizilmiş güller, bir opera sanatçısının yüksek notalara çıkan sesi kadar kusursuzdur. Ayrıca Diana'yı, Zeynep Hanımın seslendirmesiyle, güllerden dinlediği hikâyelerde çok etkilemiştir. Özellikle daha öncelerinde farklı yerlerde yetişmiş, ancak daha sonradan aynı saksıya ekilince, kökleri birbirine girmiş iki gülün konuşmaları, Diana'da derin düşüncelerin oluşmasına neden olmuştur. Bu iki gülden biri Artemis tapınağında yetişmiştir ve kendisini Artemis sanmaktadır. Diğeri ise Meryem Ana'da yetişmiştir. Bu iki gülün hikâyesiyle yazar, insanların arasında ki farklara rağmen bir arada yaşamaları gerektiğine vurgu yapmıştır.

Dersler bitmeden Zeynep Hanım bir telefon alır ve Mary'nin Amerika'ya gittiğini öğrenir. Mary'nin annelerinin vefatını hemen öğrenmesini istemeyen Diana, en kısa zamanda Türkiye'den ayrılarak evine geri döner. Ancak hiçbir şekilde Mary'e ulaşamaz. Aynı zamanda ressam Mathais'i de göremiyordur. Yeniden o üzüntü girdabına çekildiğini hisseden Diana, tamamen kendini sorguluyordur. Hiçbir zaman annesi gibi olamayacağını düşünerek hayıflanıyordur. Çünkü Diana, başkaları için kendi hayallerinden bile vazgeçmiş bir kızdır. Hayali öykü yazarı olmak iken, avukatlık okuyordur. Artık ne yapacağını bilemediği sırada Diana'ya İstanbul'dan bir kutu gelir. Bu kutuda Sokrates isimli siyah bir gül vardır. Kutuda ki notta ise, bu gülün Mary'nin konuşmayı en çok istediği gül olduğu yazmaktadır. Diana gülü camın kenarına koyar ve düşünmeye başlar. Okuduğu mektupta yer alan adresi hatırlayan Diana, o adresin aslında, annesinin önceden verdiği doğum günü hediyesi olan çerçeveyi işaret ettiğini anlar. Çerçevenin arkasını çevirdiğinde ise yeni bir mektup bulur.

Bu mektupta annesi Diana'ya olmak istediği kişi olması gerektiğini öğütlüyordur. Diana mektubu okuduktan sonra Mary'i bulmuştur. Mary en başından beri Diana'dan başkası değildir. Yalnızca Diana, gözlerin üzerinde olması için başkası olabilen birisi iken, Mary asıl Diana'dır.

Bunun üzerine Diana kendi yaşadıklarının hikâyesini yazmaya karar verir. Aslında finali, Diana'nın mektubu okumasıyla biten kitabın, son sözünde bundan bahsedilir. Diana bir gün sahile indiğinde, tamamı sahil resimlerinden oluşan bir sergi görür. Resimlerin ressam Mathais'in olduğunu hemen anlamıştır. Hızlıca Mathais'i bulduğunda, genç adamın bir alıcıyla konuştuğunu görür. Mathais en güzel tablosunu çizdiği yere geri dönmüş ve sergisini burada açmıştır.

Mathais en güzel eserini tam satacak iken, Diana'yı görür ve satmaktan vazgeçer. Çünkü ona göre, tamamlanmamış bir eser satılmaması gereken bir eserdir ve Diana'yı gördüğünde, aradığı o ışığı bulur ve eserini tamamlamadığına karar verir. Çünkü Mathais tüm sahil resimlerinde tek bir martı çizmiştir. Bu martı kendisini temsil ediyorken, Diana'yı gördüğünde ikinci martıyı çizmesi gerektiğini düşünmüştür.

Aynı şekilde Diana'nın hikâyesi de Mathais'i görene kadar tamamlanmamıştır. İki genç Diana'nın evine giderler. Mathais önüne oturduğu camdan dışarıyı izleyerek ikinci martıyı çizerken, Diana'da hikâyesinin sonunu yazıyordur. İki sanatçıda eserlerinin son noktasını koyarken, yazarımız Serdar Özkan birinci kitabı burada bitirir.

Bu kitap, okuduktan sonra vay be diyeceğiniz kitaplardan. Bir süre içinden çıkamayacağınız, okudukça okumak isteyeceğiniz bir kitap. Kitabın sonuna dek neler olabileceğini tahmin edemiyorsunuz. Siz iki kardeşin duygusal kavuşmasını beklerken, yazar size bir kişinin kendisiyle olan şaşırtıcı kavuşmasını sunuyor. İddiasını sonuna kadar ortaya koyuyor ve sizi şaşkına çeviriyor. Kapağını kapattığınız an kendinizle baş başa kalıyor ve kendinizi sorguluyorsunuz. İlk başta kurgu havada kalmış gibi geliyor ancak üzerine düşündüğünüz zaman ne kadar ince düşünüldüğünü anlıyorsunuz. Artı olarak güllerin anlattığı hikâyeler beni çok etkiledi kitabı okuduğumda. Mesela kokusunu kaybeden bir gül vardı. Bu gül, insanlar onun görüntüsünü beğensin diye kokusundan vazgeçmişti ve bunun farkında bile değildi. Oldukça derin ve anlamlı sözler barındırıyor. Belki de kitapta beni en çok etkileyen cümleler şunlardı;

"Bir dağ hayal et, zirvesindeki manzara çok güzel. Orada olmayı çok istiyorsun, ama zirveyi kendinden çok uzakta gördüğün için ümitsizliğe kapılıyorsun. Oraya nasıl olsa varamam deyip vazgeçiyorsun. Oysa zirveye varanların adımları seninkilerden büyük değildi. Ama onlar, o küçük adımları birbiri ardınca atmayı sürdürmüş kimselerdi. İmkânsızı gerçekleştiren mucizeler değil, sürekliliktir. Suya sarp kayaları deldiren de budur. Yirmi birinci yüzyıl insanlarına gülleri duyuranda..."

Bu kitap sanki bildiğimiz ama, kendimize söylemeye üşendiğimiz sözleri bize fısıldıyor. 500 sayfalık kitaplarda bulamadığımı şu 200 küsur sayfada buldum. Belki de kitapta eleştirebileceğim tek nokta, herkesin âlim gibi konuşmasıydı. Sıkacak kadar ağır sözler yoktu ancak insan düşününce, yahu bir yerde ki herkes âlim olur mu diyor.

Yazar: Senagül YILDIZ

Kayıp Gül Konusu

Serdar Özkan’ın ilk ve en beğenilen romanı olan Kayıp Gül okurlarına genç bir kızın öyküsünü anlatıyor.

Antoine de Saint Exupery’nin tüm dünyada büyük ses getiren Küçük Prens romanına benzeten Kayıp Gül romanında Küçük Prens’in yerini genç bir kız alıyor ve onun gizemli yolculuğunun hikayesi okurları oldukça etkiliyor.

Yaklaşık 44 farklı dile çevrilen ve birçok ülkede satılan roman klasikler arasına girmeye aday ve okumaya değer bir roman. Genç kızın yolculuğunda kendinizi bulacak ve hayata olan bakışınızı değiştireceksiniz.

**********

Diana, San Francisco’da yapayalnız kalmıştı. Çok sevdiği fakat ona sevgisini çok da belli edemediği annesini kaybetmişti. Annesi kanser olmuştu ve kısa bir zaman sonra da hayata veda etti. Bir de annesinden geriye kalan mektuplar vardı. Annesi ölmeden önce ona bir mektup bırakmıştı. Annesinin vefatından sonra bu mektubu okumuştu. Mektupta Diana’nın Mary adında bir ikizi olduğunu söylemişti. Mary’nin ona mektup yazdığını söylemiş ve mektupların yerini tarif etmişti.

Diana bu mektubu defalarca okudu. Ama bir ikizi olduğunu kabullenemedi. Mary’den gelen mektupları da okumadı. Bir gün dolaşmak için parka çıktığında dilenci bir adam ona bu mektuplarla ilgili bir şeyler söyledi. Kendisine benzeyen birisini aradığını ve o kişinin ilerde resim yapan sokak ressamıyla tanışacağını söyledi. Dilenci bunları söyleyince Diana mektupları merak etmeye başladı. Eve gidip mektupları açtı. Dört tane zarf vardı fakat son zarf boştu.

Mary bu mektuplarda annesine hayatını ve annesini bulma çabalarını anlatmıştı. İlk mektupta annesine kendi hayatını anlatan bir roman yazdığını mektuplarında da bu romanı özetleyeceğini yazmıştı. İlk mektupta küçükken herkese annesinin nerede olduğunu sorduğunu ve herkesin ‘Annen yok’, ‘Annen çok uzakta’, ‘annen Tanrının yanında’ gibi benzer cevaplar verdiğini anlatmıştı. Biraz büyüdükten sonra herkesin ona büyük ilgi gösterdiğini onun da bu ilgiyle annesini aramayı bıraktığını söylemişti. Daha sonra bazı şeylerin farkına varıp aramaya yeniden devam etmişti.

İkinci mektupta annesini rüyasında gördüğünü anlatıyordu. Annesi ona beyaz güllerden bir taç vermişti. Oradaki yolu takip etmesini söylemişti. Yolun bir gül bahçesine gittiğini, orada annesine kavuşacağını söylemişti. Yıllar sonra İstanbul’a gittiğinde orada rüyasındakine benzer bir gül bahçesi görmüştü. Orada Zeynep Hanım ona güllerle konuşmayı öğretmişti.

Mary üçüncü mektubunda gülüyle konuştuğunu yazmıştı. Gül, Mary’e Sokrates’i bulduktan sonra annesini duyabileceğini söylemişti. Bu yüzden Mary annesinin adresini bildiği halde onun yanına gitmiyordu. Öncelikle Sokrates’i görmeyi bekliyordu. Diana mektupları okuduktan sonra ikizi annesini hiçbir zaman göremeyeceği için üzüldü. Annesini hak eden asıl kişinin Mary olduğunu düşündü. O annesinin söylediklerine çok fazla uymuyordu. Diana yazar olmak istiyordu annesi de onu bu konuda destekliyordu ama toplumda saygın bir yeri olması için avukatlığı seçmişti. Ama annesi sürekli ona seveceği işi yapmasını söylemişti. Diana her zaman başkalarına göre yaşamıştı. Fakat Mary böyle değildi. Kendi isteği doğrultusunda yaşıyordu.

Diana dilencinin söylediklerini düşünerek ressamla tanıştı. Mathias ile arkadaş oldular. Onunla çok iyi anlaşmışlardı. Diana ona karşı özel bir şeyler hissetmeye başlamıştı. Mathias sahil resimleri çizmek için bütün sahilleri geziyordu. Burası da resim çizmek için uğradığı bir yerdi. Mathias burada kalmayı düşündü. O da Diana’ya karşı bir şeyler hissediyordu ama Diana’nın onunla uzun bir ilişki yaşamayacağını düşünerek gitti. Diana onun gittiğini fark edince onun da sandığı gibi birisi olmadığını düşündü. Kimle konuşup dertleşeceğini düşünürken birden İstanbul’a giderek o gül bahçesini bulmaya karar verdi. İki gün sonra mezuniyet töreni olmasına rağmen Cuma günü uçağa bindi ve İstanbul’a kardeşiyle ilgili bir iz bulmaya gitti.

İstanbul’da Mary’nin bahsettiği şekilde bir köşk ve gül bahçesi bulamamıştı. Tam geri dönmeyi düşünürken iki köşk gördü. Bunlardan birisine girip Zeynep Hanım’ı sordu. Zeynep Hanım gerçekten de oradaydı. Zeynep Hanım’a durumu anlattı ve ikizini aradığını söyledi. Zeynep Hanım da Mary’nin onu aradığını ve oraya geleceğini söyledi. Diana da o gelinceye kadar orada kalmaya devam edecekti.

Diana doğruluğuna inanmasa da Zeynep Hanım’dan güllerle konuşmayı öğretmesini istedi. Dört ders olacaktı. Zeynep Hanım derslerin saatleri konusunda çok katıydı. Mutlaka tam söylenen dakikada orada olmalıydı. İlk derste Diana bahçeye hayran kalmıştı. İlk derste Sarı Çiçek ile karşılaşmıştı. Sarı Çiçek ona hikayesini anlatmıştı. Ama Diana duymadığı için söylediklerini Zeynep Hanım ona aktardı. Diana Zeynep Hanım’a Sokrates’i sordu. O da onu Mary’e vereceğini bunun için paketlemeye gönderdiğini söyledi. İlerleyen derslerde Diana, aynı saksıda Meryem ve Artemis güllerini gördü. Sürekli tartıştıklarını söyledi Zeynep Hanım. Artemis yunan mitolojisindeki okçu tanrıçaydı. Roma mitolojisindeki okçu tanrıçanın ismiyse Diana’ydı. Artemis kibirli bir güldü. Kendisini üstün görüyor ve hiç ölmeyeceğini düşünüyordu. Meryem ise ona düşüncesinin yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Fakat Artemis onun söylediklerini önemsemiyordu.

Diana kendisinin de Artemis gibi olduğunu düşündü. Mary ise Meryem gibiydi. Diana bu konuda Zeynep Hanım ile konuştu. Hiçbir zaman kendisi gibi olamadığını söyledi. Annesinin bu konu da onu uyardığını fakat onun o zaman ne demek istediğini anlamadığını söyledi.

Zeynep Hanım bir gün Mary’nin onu aradığını ve mesaj bıraktığını söylemişti. Mesajında çok acil bir durum için San Francisco’ya gideceğini söylüyordu. Diana bunu duyunca ilk uçakla San Francisco’ya döndü. Her yerde Mary’i aradı ama bulamadı. Diana evde çaresiz bir şekilde otururken mektup geldi. Mektup Mary’den gelmişti. Annesine onun öldüğünü duyduğunu ama inanmadığını onu dördüncü mektupta yazan adreste bekleyeceğini yazmıştı. Ama dördüncü zarf boştu. Diana telaşa kapıldı ve her yerde bu mektubu aradı. Zeynep Hanım’ı arayıp olanları ona anlattı. Zeynep Hanım ona bir paket göndereceğini içindekileri Mary geldiğinde ona vermesini söyledi. Paketin içinden Sokrates, Mary’nin rüyasında taktığına benzer gülden bir taç ve mektup çıktı. Mektupta Zeynep Hanım Sarı Çiçeğin söylediklerini yazmıştı. Sarı Çiçek aradığını yakında hatta başucundaki çekmecede aramasını söylüyordu. Sokrates’i inceledi. Dört siyah gülü vardı. Tıpkı annesinin ona son doğum gününde verdiği çerçeve gibiydi. Çerçeveyi eline alıp inceledi ve arkasında küçük bir anahtar deliği olduğunu gördü. Sarı Çiçeğin bahsettiği anahtarı buldu ve kilidi açtı. Çerçeveden bir mektup çıktı. Bunu annesi yazmıştı. Gül bahçesine biran önce gitmesini istediği için ona bunları söylediğini anlatıyordu. Diana’nın babası ona Mary diye hitap ediyordu. O vefat ettikten sonra annesi o ismi kullanmamıştı. Diana o ismin anlamını taşıdığında ona o isimle hitap edecekti. Diana’nın gül bahçesine yaptığı ziyaretle gerçek kimliğini bulmasını istemişti. Onu ekim ayında Efes’e davet etmişti.

Diana annesinin ve kendisinin çok istediği şeyi gerçekleştirdi ve bir roman yazdı. Romanında kendi hayatını anlattı. Mathias da resim sergisini orada yapmaya karar verdi ve geldi. Resim sergisinde karşılaştılar. Diana ona olanları anlattı ve Efes’e birlikte gitmeyi teklif etti. Mathios da kabul etti birlikte gittiler.

Kayıp Gül Yorumları

Kayıp Gül Yorum çok güzel bir kitap serinin diğer kitapları o kadar güzel değil ama bu kitap harika

13-11-2014 23:17 !!

Kayıp Gül Yorum hayatımda okuduğum en iyi romanlardan bir tanesiydi o günden beri zaten serdar özkan hayranıyım

14-11-2014 03:25 !!

Kayıp Gül Yorum kitap harika çok beğendim

27-12-2014 02:43 !!

Kayıp Gül Yorum çok güzel bir kitap okumanızı tavsiye ederim :)

08-01-2015 19:06 !!

Kayıp Gül Yorum kitabı çok güzel özetlemişsiniz bu yüzden size çok teşekkür ediyorum iyiki varsınız
tek kelimeyle bayıldım

05-02-2015 18:06 !!

Kayıp Gül Yorum çok güzel herkeze tavsiye ederim

15-02-2015 22:09 !!

Kayıp Gül Yorum yalnız kitapda hayal ürünleri çok

20-02-2015 09:08 !!

Kayıp Gül Yorum ben çok beğendim okumanızı tavsiye edrim

01-03-2015 13:49 !!

Kayıp Gül Yorum çoook güzel teşekkürler

07-03-2015 17:48 !!

Kayıp Gül Yorum çok güzel

17-04-2015 20:47 !!

Kayıp Gül Yorum kesinlikle mükemmel bi kitap herkese tavsiye ederim

22-04-2015 21:39 !!

Kayıp Gül Yorum süper ama keçke kahramanların özelliklerinide verseydiniz ama sorun değil :d

06-05-2015 18:58 !!

Kayıp Gül Yorum ben bu kitabı okudum harika sizede tavsiye ederim

19-05-2015 17:46 !!

Kayıp Gül Yorum cok süper kitap bn bu kitabı okuyunca büyülendim ve hiç bırakamadım en az 10 kez okumuşumdur sizinde okumanızı tavsiye ederim süper ötesi bişey..........

09-06-2015 23:54 !!

Kayıp Gül Yorum çok güzel bir kitap diğer serilerde ekim yağmurları güzel ama ölümsüz kalbi çok beğenmedim

03-09-2015 18:51 !!

Kayıp Gül Yorum ya çok güzel ama diana mary i daha göremedi niye yarım bukitap off merak ediyorum

11-09-2015 11:24 !!

Kayıp Gül Yorum diana mary i göremez çünki kendisi mary)) özeti böyle sürükleyici kitabın kendisini düşünemiyorum. mutlaka alıp okumam gerek tsk ederim.

20-09-2015 08:32 !!

Kayıp Gül Yorum mütişşş

28-09-2015 19:59 !!

Kayıp Gül Yorum hayatın ışıkları yanınca bence daha güzel

12-11-2015 21:02 !!

Kayıp Gül Yorum herkes okusun çooook beğendim çok güzel bir kitap tavsiye ediyorum size lütfen okuyun.

19-11-2015 17:22 !!

Kayıp Gül Yorum herkese tavsiye ederim çok güzel bir kitap okumalısınız

05-12-2015 20:48 !!

Kayıp Gül Yorum on numara beş yıldız olmuş.ellerinize sağlık.👍👍👍

09-12-2015 18:46 !!

Kayıp Gül Yorum kitabin sonu
kitapta zaten mari die birinin var olmadığını belli ediyor sonunda kitabın sonunda babasının gerçektende öldüğü söyleniyor son mektupda

11-12-2015 01:09 !!

Kayıp Gül Yorum çok güzelmiş ama sonu sanki biraz karışıklık ve yarım

12-12-2015 22:16 !!

Kayıp Gül Yorum cok güzel bir kitap okuyun bence

13-12-2015 19:20 !!

Kayıp Gül Yorum bu kitaptaki zeynep hanim kim ve istanbulda nerde bilen varmi
cok merak ediyorum
lutfen bilen yazarmi

14-12-2015 17:23 !!

Kayıp Gül Yorum çok ama çok güzel bir kitap kitaptan öte bir hayat hikayesi tavsiyelerimle iyi okumalar

17-12-2015 23:09 !!

Kayıp Gül Yorum çok güzel bir kitap😁

19-12-2015 14:32 !!

Kayıp Gül Yorum hoca istiyo ödev olarak bu kitabin baski sayisi kaç?

26-12-2015 13:18 !!

Kayıp Gül Yorum bende çok beğendim hatta bu kitabı okurken diana ya hayran kaldim bende diana gibi bir kızım bu yüzden bu kitabı okurken diananin yaşamış olduğu şeylere çok ağladım en çok ağladığım kitap oldu kitap cok güzel
bu kitap bizim siniftaydi ve ilk okuyan oldum ve en çok ağladığım kitap oldu bende diana gibi bi kız olduğumdan kitap piskolojimi ve hayatımı etkiledi

02-01-2016 18:08 !!

Kayıp Gül Yorum peki olayın maydana geldiği zaman ne bilen var mı???

10-01-2016 11:59 !!

Kayıp Gül Yorum sırf öğretmen istedi diye okudum

04-02-2016 12:29 !!

Kayıp Gül Yorum öğretmenin kitap listesinde diye okudum ve bence sıkıcı bi kitap

04-02-2016 19:29 !!

Kayıp Gül Yorum kitap cok harika diana mary'i ararken resmen kendi kayip tarafini bulmuş

24-02-2016 12:18 !!

Kayıp Gül Yorum hayatımda okuduğum en güzel kitap herkesin okumasını tavsiye ederim

16-03-2016 20:29 !!

Kayıp Gül Yorum çok güzel ama çok üzgünüm çünkü hoca sınav yapcak bundan :d

01-04-2016 08:23 !!

Kayıp Gül Yorum çok pahalı bu kitaplar

05-04-2016 20:39 !!

Kayıp Gül Yorum hocanın kitap listesindeki diye okudum.en az sayfası olan buydu

17-04-2016 10:50 !!

Kayıp Gül Yorum süper bir kitap projemiz olmasaydı hayatta böyle bir kitap okuyamazdım

24-04-2016 13:52 !!

Kayıp Gül Yorum okuma projemiz var dı ondan okudum harika bir kitap iyi ki okumuşum evet biz farketmesekte güller bizimle gerçekten konuşur ve içimizde biri daha var bunlar doğru

01-05-2016 19:20 !!

Kayıp Gül Yorum gerçekten çok guzel bir kitap beni çok derinden etkiledi herkese tavsiye ediyorum ben odevim olduğu için okudum ama iyikide okumuşum

04-05-2016 20:38 !!

Kayıp Gül Yorum okurken kesinlikle sıkılmayacağınız bi kitap surukleyici bi hikayesi var ben cok begendim

04-05-2016 22:42 !!

Kayıp Gül Yorum çok güzelmiş kitap okurken severek okudum :d

05-05-2016 19:49 !!

Kayıp Gül Yorum insan in içindeki benciligi anlatıyor yani çok güzel bir kitap cokkk begendimmmm

07-07-2016 01:20 !!

Kayıp Gül Yorum 1.kitapla 2.kitabin arasinda cook farklilik var olumsuz kalpte kizin annesi yasiyoo

29-08-2016 14:30 !!

Kayıp Gül Yorum 1.kitabı ben 3 günde okurken 2.kitabı alır almaz okudum ve bitirdim. yani o kadar beğendim ki sayfaları çevire çevire okudum bir baktım kitap bitmiş.

13-10-2016 20:01 !!

Kayıp Gül Yorum muhteşem bir kitap

18-10-2016 19:36 !!

Kayıp Gül Yorum boyle guzel bır kıtabı herkese tavsıye ederım defalarca okudum yıne okuyorum bıkmadan sıkılmadan

25-10-2016 08:52 !!

Kayıp Gül Yorum bu kitap gerçekten bi harika aslında sıradışı hayali şeyler anlatılıyor gibi gözüksede o sıradışı şeylerle hayat dersi anlatılıyor herkese öneririm okuyun bence hiç sıkılmazsınız

01-11-2016 23:04 !!

Kayıp Gül Yorum çokkk güzel bir kitap buu <3

13-12-2016 18:18 !!

Kayıp Gül Yorum çokkk
çok güzel bir roman herkese tavsiye ederim mükemmel ve ötesi

18-12-2016 13:14 !!

Kayıp Gül Yorum çok güzel bir roman herkese tavsiye ederim

20-01-2017 14:19 !!

Kayıp Gül Yorum çok çok. çok. çok güzel. (: (: (:

05-02-2017 19:40 !!

Kayıp Gül Yorum uzun ama ginede iyi olmus

09-02-2017 18:59 !!

Kayıp Gül Yorum almak istiyorum guzele benziyor

02-03-2017 20:03 !!

Kayıp Gül Yorum çok güzel tafsiye ederim

05-03-2017 20:28 !!

Kayıp Gül Yorum muhteşem bir kitap

12-03-2017 13:44 !!

Kayıp Gül Yorum resmen okurken içine girdim ya harika kesin alıp okumam lazım özeti de harika yazmışsınız tebrikler

12-03-2017 22:47 !!

Kayıp Gül Yorum okudum 10 numara kitap. serdar özkan 10 numara yazmis

30-04-2017 10:03 !!

Kayıp Gül Yorum nb
çooooooooooook güzel bir kitap. serdar özkan favori yzarlarım arasına girdi

22-05-2017 12:59 !!

Kayıp Gül Yorum en sevdiğiğm kitap <3

25-06-2017 15:05 !!

Yorum Yaz

:: Serdar Özkan ::
Benzer Kitaplar
:: Tavsiyeler ::
:: Kitap Rehberi ::
:: Yazarlar ::
:: Kategoriler ::
:: En Son Yorumlar ::



reklam veriletişim • © 2017 YazarOkur Kitap.