Karartma Geceleri

Rıfat Ilgaz Karartma Geceleri
Kitabın Yazarı:
Kitap Türü:Yerli Romanlar
Yayınevi:İş Bankası Kültür Yayınları
Yayınlandığı Yıl:1974
Sayfa Sayısı:276
ISBN:6053600992
Kitap Puanı:
6.3 / 10 | Oy: 372 | Yorum: 10
Editör Puanı:9
Fiyat Listesi / Satın Al
YazarOkur:bedava al
KitapYurdu:9,10 TL
Sözcü Kitabevi:9,80 TL
D&R:10,92 TL
HepsiBurada:11,50 TL
e-kitap,pdf,epub: *


Oy Ver

6.3
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Ehh işte

Yorum Yaz

Kitap Türü:Yerli Romanlar, Gerilim, Tarihi

Arka Kapak Bilgisi

Karartma Geceleri Özeti

Rıfat Ilgaz Karartma Geceleri


100 temel eserden biri olan Karartma Geceleri savaşa girmese de ülkemizin ne boyutta etkilendiğini ortaya koyan bir kitaptır.

Toplumun maddi sıkıntılarının, aydınlarının düşüncelerini açıklamakla nasıl suçlu bulunduğunu anlatan ve okunması gereken kitaplardan bir tanesidir.

İkinci Dünya Savaşı'nın Türkiye'de etkisini gösterdiği 1940lı yıllarda ülkede sıkı yönetim hakimdir. Çay, odun gibi ihtiyaçlar fazlasıyla lükstür o dönemde ve ekmek karne uygulamasıyla verilmektedir. Bir Türkçe öğretmeni olan Mustafa Ural, toplumun yaşadığı sıkıntıları konu alan ve yaşanılan dönemi eleştiren bir şiir kitabı yazar. Kendisini toplumcu bir sanatçı olarak ifade eden Mustafa'ya eleştirilerinden dolayı solcu damgası vurulur, hakkında yakalama kararı çıkarılır ve kitabı toplatılır.

Yirmi beş gündür raporlu olan Mustafa'nın öğrencilerinden biri onun toplatılan kitabını çantasından çıkarıp imzalamasını rica eder. Öğrencisinin bir sorunla karşılaşmaması için çocuğun adını yazmaz sadece kendi imzasını atar. Ardından Hüsnü adında bir arkadaşıyla bir kahveye gidip laflamaya başlarlar. Kahve de sadece ıhlamur vardır ve kömür, odun yeteri kadar olmadığı için onu da sıcak içmek pek mümkün değildir. Mustafa, maaşını hesaplayınca sadece seksen dört ekmeğe çalıştığını söyler. Rahatsızlığı yüzünden hala raporlu olduğunu, evde onu iyileştirecek bir bakımın mümkün olmadığını söyler. Arkadaşı toplatılan kitabından bahsedince de ona bütün bu sorunları bu kitabında yazdığını anlatır. Kahveden kalktıklarında Hüsnü, Mustafa'yı tekrar uyarır. Kahveye bir daha onunla konuşmak için gelmeyeceğini, etrafına zarar vermesine hakkı olmadığını söyler.

Mustafa eve döndüğü sırada ise üst katın penceresinden Ayten ona el kol hareketi yaparak gitmesini söyler. Kapıda polislerin onu beklediğini anlayan Mustafa bir an tereddüt eder. Sonra hemen sorguya alınmayacağını, hücreye kapatılacağını, hasta haliyle bunlara katlanamayacağını düşünerek oradan uzaklaşır. İlk işi karısının yanına gitmek olur. Karısı yalnız olmadığı için ona üstü kapalı bir şekilde durumu anlatır ve bir kaç gün eve gelmeyeceğini söyler. Oradan çıkınca aklına Eğitim Enstitüsü'nden tanıdığı ve yedek subaylık yapan arkadaşı İlhan gelir. İlhan'ın yanına gittiğinde ise düşündüğü gibi karşılanmaz. Teslim olması gerektiğini ve ona yardım edemeyeceğini, suçuna kimseyi ortak etmemesi gerektiğini söyler. İlhan'dan beklediği ilgiyi göremeyen Mustafa yanından ayrılır. Ayakları onu evine götürür, onu bekleyen olup olmadığını kontrol eder uzaktan. Kimsenin olmadığını anlayınca karısı Şükran'ın yattığı odanın penceresine vurur. Şükran uyanıp kapıyı açar, Mustafa içeri girer. Yağmur yağdığı için ıslanmıştır ve hemen üstünü değiştirir. Mustafa uyumak isterken, Şükran ona polislerin eve geldiğini ne kadar kitap varsa alıp götürdüklerini anlatır. Şükran, yaşananlardan endişe duyar Mustafa iste karısının ne istediğini anlayamaz. Teslim olmasını isteyip istemediğini anlamaya çalışır. Şükran ise işine karışmak istemediğini söyler. Polislerin talimatıyla ev sahibinin kapıya sürgü taktığını, eğer gelirse pencereye vurmasını söyler. Mustafa kuruyan paltosunu alır, bir süre düdük seslerini dinledikten sonra evden ayrılır.

Mustafa, saatlerce oradan oraya yürür. Artık sabah ezanı okunmakta, gün ağarmaktadır. Açık olan kahveci Agop'un yanına gider. Uykusunun kaçtığını söyler, bazı arkadaşlarının uğrayıp uğramadığını sorduktan sonra Agop'un uzattığı gazetelere göz gezdirmeye başlar. Nihayet kitabıyla alakalı haberi görür. Kırçıl paltolu biri görünür kapıda, sağa sola bakınır ve Mustafa Ural diye birini aradığını söyler. Mustafa ne yapacağını bilemez. Agop Efendi tanıdığını ancak okulu değiştiğinden beri uğramadığını söyler. Uğrarsa polise haber vermesi gerektiğini söyleyip oradan uzaklaşır adam. Agop Efendi ne olup bittiğini sorar, kanundan kaçılamayacağını söyler, son bir çay daha doldurur Mustafa'ya. Mustafa'dan çay parasını da almaz yolun açık olsun deyip gönderir.

Kahveden ayrılan Mustafa tramvay caddesine çıkar ve gelen ilk tramvaya biner. Ardından kimse binmediği için izlenmediğine emin olur. Aklına arkadaşı Nihat gelir. Tam ineceği sırada, yan tarafından orta yaşlı ve sabah kahveye gelip onu soran adamın paltosuna benzer bir kırçıl palto giymiş birinin doğrulduğunu görür. Polislerin benzer giyindiğini düşünerek oturur ve adam da cebinden mendil çıkarıp tekrar oturur. Tedirgin olan Mustafa kendince hesaplar yapmaya başlar ve son durağa kadar inmezse beraber inmek zorunda olacaklarını düşünerek bir durak önce hemen iner. İner inmez arkasını kontrol eder ve neyse ki onu takip eden yoktur. Ne yapacağını düşünmek için ara sokaklara girer. Cengiz’in bu mahallede oturduğunu anımsar ve onun yanına gitmeye karar verir. Tam evin önünden geçerken Cengiz de çıkmak üzeredir, Mustafa’yı görünce çok şaşırır ve sevinir. Eve davet eder, içeri girerler. İçerisi soğuktur, odun olmadığını söyler Cengiz ve sobayı yakabilmek için bir çare düşünür. Yardımcı Türkçe öğretmenliği yaptığı için çocukların yazılı kağıtları gelir aklına. Onlarla sobayı tutuşturur. Mustafa cebindeki parayı vererek odun almasını ister. Sonrada Cengiz’in gazetelerden olanı biteni öğrendiğini fark ederek her şeyi anlatır. Cengiz, diğerlerinin aksine Mustafa’ya istediği kadar kalabileceğini söyler. Ertesi gün Cengiz evden çıktıktan sonra kapıya bir kız gelir, bacadan duman çıktığı için Cengiz’in evde olduğunu düşünüp uzun süre bekler. Cengiz eve gelince kızın Çiğdem olduğu anlaşılır. Cengiz’in kız arkadaşıdır ve ondan şüphelenmiştir. Sonraki gün ikisi de evdeyken Çiğdem tekrar gelir ve eve bakmak ister. Mustafa’yı gören Çiğdem onun tutuklanmaktan kaçan birisi olduğunu hemen anlar ve gitmezse karakola gitmekle tehdit eder. Mustafa ise mecbur kalarak sabah saatlerinde evi terk eder.

Nihat’a gitmeye karar veren Mustafa, yola çıkmadan önce bir not yazdığı kağıdı cebine koyar. Notta teslim olacağı yazılıdır ve tarih vardır. Eğer Nihat’a gidemeden yakalanırsa bu not onun iyi niyetinin göstergesi olacaktır. Nihat’ın evine vardığında kapıyı Nihat’ın büyükannesi açar. Nihat, Mustafa’yı gördüğüne çok sevinir. Mustafa içeri geçtikten sonra Nihat’a durumu anlatır. Nihat onun kalmasına izin verir ve büyükannesine söyleyeceği yalanı da hazırlar. Mustafa, yakalanmadığı için hazırladığı notu sobaya atar. Hava kararırken evden çıkar ve arkadaşı Nevzat’ı görmek için kahvenin önünde dolaşmaya başlar. Nihayet Nevzat kahveden çıkınca ona seslenir. Nevzat, Mustafa’ya arandığını kendisini de karakola götürdüklerini, başına gelenleri anlatmaya başlar. Nevzat olan biteni anlattıktan sonra ayrılırlar.

Mustafa, evine gitmek için yola devam eder. Kapı açıldığında Mustafa karısına sarılır ve Şükran ağlamaya başlar. Ne olacaksa olsun artık diyerek sitem eder. Kendisini de karakola götürdüklerinden bahseder. Polisin ona oynadığı oyunu nasıl atlattığını anlatır.

Mustafa tekrar Nihat’ın yanına döndüğünde ise aylığını nasıl alacağını hesaplamaya başlar. Farklı bir semtten Şükran’a ve okul müdürüne mektup atmasını söyler Nihat’a. Karısını mutemet olarak atadığını bildiren mektuptur bu. Aylığını almanın yolunu böylece bulur. Nihat evden çıktıktan biraz sonra büyükannesi yukarı çıkar. Mustafa saklansa da büyükanne onu bulur ve sinirli bir şekilde evden çıkar. Nihat döndüğünde ise onunla tartışır. Mustafa evden ayrılmak için çoktan hazırlık yapmıştır.

Mustafa bir hayli yürüdükten sonra bir düdük sesiyle irkilir. Polislerden biri kim olduğunu sorar. Mustafa hemen bir isim düşünüp Behzat Altıntaş der, Karagümrük Ortaokulunda Türkçe öğretmeni olduğunu söyler. Polis, diğer arkadaşına tanıyıp tanımadığını sorar. Hayır deyip okuldan Hilmi Bey’i tanıdığını söyleyince Mustafa, kendisinin de tanıdığı Hilmi hocadan bahseder. Hilmi hoca polislerden birinin çocuğunun öğretmenidir. Polis yumuşasa da komiser olduğunu anladığı adam öfkeli bir şekilde kimlik ister. Mustafa veremeyip unuttuğunu söyler. Uydurduğu bahaneleri sıralar. Komiser, Basri Bey’e onu karakola götürmesini söyler. Yolda laflarlar Mustafa’yla. Basri ona oğlundan bahseder. Mustafa da dersleri konusunda yardımcı olabileceğini söyler. Adam iyice inanmıştır Mustafa’ya. Kimliğini bir daha yanından ayırmamasını tembihleyerek gidebileceğini söyler.

Mustafa birkaç gün orda burada oyalandıktan sonra yine bir gece yarısı karısının yanına gider. Aralarından geçen kısa bir sohbetten sonra ev sahibinin kızı Ayten gelip, babasının Mustafa’yı eve girerken gördüğünü, karakola gideceğini söyler. Mustafa hızla evden kaçar. Kaçarken de Ayten’in nasıl bu kadar cesur olduğunu düşünür. Mustafa düşüne düşüne yürürken arkadan tanıdık bir ses duyar. Daha önce de karşılaştığı polis Basri’dir bu kişi. Mustafa’yı tanıyınca onu çay içmeye davet eder. Kahvede çay içip sohbet ederler ama Mustafa nasıl kurtulacağını düşünür. Saatin ilerlediğini derse yetişmesi gerektiğini söyleyerek kalkar ama o sırada içeri giren biri Mustafa’ya seslenir. Mustafa bozuntuya vermemeye çalışarak polise başkasıyla karıştırdığını söyleyip yanından ayrılır.

Mustafa hızla yakınlarda olan Cengiz’in evine gider. Cengiz onu gördüğüne sevinir ve kız arkadaşı yüzünden gitmek zorunda kaldığı için ne kadar üzüldüğünü anlatır. Mustafa, Cengiz’de kalmaya başlar. Kışın etkisini yitirdiği bir gün Mustafa dışarı çıkmak, güneşin tadını çıkarmak ister. Aklı evindedir. Gidip görmek ister. Evin etrafında gezerken Ayten’i görür. Mustafa ona el sallar. Ayten, Mustafa’nın peşinden gider ve bir yerde oturup laflamaya başlarlar. Ayten, Mustafa’ya öykü yazmaya başladığını söyler ve okuması için ona verir. Tekrar buluşmak için sözleşip ayrılırlar.

Buluşmaya karar verdikleri gün gelince Mustafa hazırlanıp çıkar Cengiz’in evinden. Elbette notunu yazmayı unutmaz. Bir gazeteciye uğrayıp gazete alır, havanın güzelliğinden oldukça memnundur. Yürümeye devam ederken Behzat Bey diye bir ses duyar geriden. Mustafa dönüp konuşmaya başladığında Behzat Bey’in yüzünde farklı bir anlam olduğunu anlar. Onun Mustafa olduğunu artık bildiğini, kimliğini istese gösteremeyeceğini söyler. Mustafa artık yapabileceği bir şey olmadığından polisle birlikte karakola doğru yürür.

Karartma Geceleri Yorumları

Karartma Geceleri Yorum harika bir roman tavsiye ederim

05-10-2015 12:10 !!

Karartma Geceleri Yorum öğretmen ödev olarak okumamızı istedi ben çok beğendim severek yaptığım ödevlerden bir tanesi diyebilirim

04-01-2016 21:34 !!

Karartma Geceleri Yorum kitabın konusu çok sıkıcı zaten burada özeti okudum yine sıkıldım nesini beğeniyorsunuz?

27-01-2016 12:31 !!

Karartma Geceleri Yorum bu gerçek bir hikaye mi yoksa kurgu mu tam anlamadım

17-11-2016 22:23 !!

Karartma Geceleri Yorum okurken gerildiğim ve hüzünlendiğim bir roman oldu mutlaka okumalısınız

20-11-2016 21:09 !!

Karartma Geceleri Yorum abartılı bir konusu var bana pek gerçekçi gelmedi

26-11-2016 08:19 !!

Karartma Geceleri Yorum arkadaşlar bana karartma geceleri özeti lazım içinde ana fikri ve karakter analizi olması gerekiyor bilen biri paylaşamabilir mi kitap çok uzun okuyacak zamanım yok

15-02-2017 19:13 !!

Karartma Geceleri Yorum resmen okurken içimi karattı adının nereden geldiği belli

16-03-2017 20:39 !!

Karartma Geceleri Yorum asında çok güzel kitap burada puanı düşük görünüyor editör puanı yüksek oysaki okuyanlar tam anlamamış kitabın konusu dikkatli okumalarını tavsiye ederim güzel kitaptır

28-05-2017 21:08 !!

Karartma Geceleri Yorum büyük ihtimal yaşananlar sonrası bazıları rıfat ılgazı karalama kampanyası başlattı böyle bir yazara yapılması çok üzücü kitabını okuyun ondan sonra puan verin ön yargılı olmayın

01-08-2017 18:44 !!

Yorum Yaz

:: Rıfat Ilgaz ::
:: Tavsiyeler ::
:: Kitap Rehberi ::
:: Yazarlar ::
:: En Son Yorumlar ::


reklam veriletişim • © 2017 YazarOkur Kitap.