Biz İnsanlar

Peyami Safa Biz İnsanlar
Kitabın Yazarı:
Kitap Türü:Yerli Romanlar
Yayınevi:Ötüken Yayınları
Yayınlandığı Yıl:1959
Sayfa Sayısı:400
ISBN:9754370257
Kitap Puanı:
6.3 / 10 | Oy: 102 | Yorum: 1
Editör Puanı:
Fiyat Listesi / Satın Al
YazarOkur:bedava al
KitapYurdu:14,95 TL
Pandora:15,87 TL
Sözcü Kitabevi:16,10 TL
HepsiBurada:16,79 TL
D&R:17,94 TL
e-kitap,pdf,epub: *


Oy Ver

6.3
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Ehh işte

Yorum Yaz

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Arka Kapak Bilgisi

Biz İnsanlar Özeti

Peyami Safa Biz İnsanlar


BİZ İNSANLAR ÖZET

Biz İnsanlar kitabındaki olaylar Kurtuluş savaşı döneminde geçmektedir. Anadolu’da fiilen bir savaş hâkimdir. Anadolu dışındaki yerlerde de işgal sürmekte ve yabancı devletler halka zulüm yapmaktadır. İşte bu şartlar altında kitabımızın başkahramanı Orhan, İstanbul’da muallimlik yapmaktadır. Öğrencilerin onun gözetimi altında olması gerektiği bir gün, Orhan sınıfta tespihini unutur ve geri döndüğünde kötü bir vaka ile karşılaşır. Öğrencilerinden Cemil; Tahsin’e ‘Eşek Türk’ diye bağırır, Tahsin’de Cemil’in yanağına bir taş atarak onu yaralar. Orhan bu olaya ilk başta anlam veremese de daha sonra bu olayın mazisini öğrenir; Tahsin’in babası, Cemillerin yalısında kayıkçı olarak çalışmaktadır. Cemil’in anne ve babası tam bir Avrupa düşkünüdür ve ecnebilerle dostlukları vardır. Hatta bir keresinde yalıya Fransız bayrakları asarak, çevrede yaşayan halk tarafından yalının taşlanmasına sebebiyet vermişlerdir. Cemil’in babası öldükten sonra iyice değişen annesi, bir gün Tahsin’in babası Mustafa’ya ‘Eşek Türk’ diye bağırır. Mustafa da kadını iter ve kadının başı yarılır. Bu olay üzerine Mustafa, 6 ay hapis cezası alır. Annesiz olan Tahsin şimdi de babasız kalmıştır. Sokaklarda kalmaya başlar. Halk, hem Mustafa’ya duydukları saygıdan hem de küçük çocuğa üzüldükleri için Orhan’ın görevli olduğu yatılı okula Tahsin’i kabul ettirirler. Okuldaki üçüncü gününde bu olay vuku bulur. Orhan, bu olayı Anadolu’nun içinde bulunduğu durumla özdeşleştirir. Atılan taşı, iki küçük çocuk arasındaki bir olaydan çok Anadolu’nun kurtuluş mücadelesinde, bağımsızlıklarını kazanmak için Avrupa devletlerine karşı verdikleri savaş olarak imgelemiştir. Bir yandan bu milli duygular bir yandan da Tahsin’e duyduğu merhamet sebebiyle Orhan, Tahsin’in okuldan atılmaması için mücadele vermiştir. Fakat maalesef ki düşüncelerine arkadaşı Necati’den başka değer veren olmamıştır. Zaten müdür yardımcısı Celal ile arası kötü olan Orhan bu okuldaki son günlerini yaşadığını bilmektedir. Bundan da aldığı güç ile müdürün karşısına geçer ve ona etkili bir konuşma yapar. Tahsin’i okuldan attırma fikrinden vazgeçirir fakat karşılığında kendisi istifa eder. Öğrencileri ile vedalaştıktan sonra okulun bahçesine iner ve büyük bir sevgi gösterisi ile karşılaşır. Herkes onu alkışlar, gözyaşları içerisinde uğurlar. Orhan’ı parasızlıktan dolayı çok kötü günler beklemektedir. Okuldan atıldıktan sonra bir buçuk ayını sefalet içinde geçiren Orhan bir sabah donma tehlikesi geçirir. Yıllardır görüşmediği, küs olduğu amcasına yardım isteyen bir mektup yazar. Daha sonra arkadaşı Necati’ye gider. Necati onu sıcakkanlılık ile karşılar ve zaten onu görmek istediğini, bir iş teklifi yapmak istediğini söyler. Necati, iş yükü ağır geldiği için görevli olduğu bir okulu ona devretmek ister. Bir de Süleyman adında bir tanıdığı olduğunu onun çeviri işi için birisini aradığını söyler. Zor durumda olan Orhan teklifleri kabul eder ve Süleyman ile buluşmaya giderler. Süleyman ile yaptıkları uzun sohbetler sonucu; Süleyman’ın materyalist düşüncelerini kendine yakın bulur.

Bir gün pastanede o kötü olaydan sonra Cemil’i bırakmaya gittiğinde, yalıda gördüğü Vedia isimli genç kadın ile karşılaşır. Vedia, kıyafetlerini Fransızlar gibi seçmiştir. Yanındaki aynı tarza sahip kadın ile birlikte likör içmektedirler. Daha sonra yanlarına gelen Türk zabit onlara eziyet eder. Orhan ve Necati müdahale ederler ve kadınlara böyle davranmaması gerektiğini söylerler. Zabit, olay yerinden uzaklaştığında Vedia’ya buradan gitmeleri gerektiğini söylerler. Vedia, Fransız tanıdıkları olduğunu onları bu durumdan kurtarabileceğini söyler fakat Orhan ve Necati bu teklifi doğru bulmaz. Zabit, yanına birkaç adamını da alarak geri döner. Orhan ve Necati’yi karakola götürür. Burada kötü muameleler görürler, baş zabitin karşısına çıktıklarında baş zabite bir telefon gelir ve baş zabit onları serbest bırakır. Telefonun Vedia aracılığıyla geldiğini anlarlar. Orhan yine bir gün Vedia ile karşılaşır. Vedia, yengesi Samiye Hanım’ın teşekkür amaçlı onu yalıya yemeğe davet ettiğini söyler. Orhan, çekimser davransa da bu daveti kabul eder. Yalıda, Bahri isminde bir adamla tanışır ve arkadaş olurlar. Samiye Hanım, Orhan’dan Cemil’e Türkçe dersleri vermesini ister. Orhan bu isteği kabul eder. Safiye ve Vedia, cumartesi Fransızlar için yalıda davet vereceklerini o gün gelip, ortamı görmesini istediğini söyler. Orhan, bu konuda karar vermekte zorlansa da bu teklifi geri çeviremez. Tüm bunlar olurken Orhan, Vedia’yla yakınlaşmış ve kendini kaptırmıştır. Davet sırasında Bahri’yle beraber dışarı çıkan Orhan, Bahri’nin garip hallerinden şüphelenmiştir. Bahri, Orhan’a birtakım sözler ettikten sonra yalıyı terk etmiştir. Orhan, Bahri’nin sözlerinden Vedia’ya âşık olduğunu ve Vedia’dan karşılık bulduğunu da düşünmüştür. Orhan, ertesi sabah gazetelerde Bahri’nin ölüm haberini okumuştur. Bahri, silahla kendini vurmuştur. Orhan, yalıya giderek bu haberi verir. Vedia’nın tepkisi karşısında ikinci bir şok yaşamıştır. Vedia oldukça sakindir, dinlenmek için odasına çıkar. Orhan, Vedia’nın ağlama seslerini duyduktan sonra odaya gidip onu dudaklarından öper. Vedia, bu olaya gülümseyerek karşılık verir. Vedia, aynı zamanda yengesinin zoruyla Rüştü isimli aile dostlarıyla görüşmeye başlar.

Orhan’a beklemediği bir mektup gelir. Mektup, amcasının eşindendir. Mektup da amcasının öldüğü, belirli bir adresi olmadığı için ona ulaşamadıklarını, amcasının ölürken ona miras bıraktığını söyler. Orhan, amcasının cenazesine gideceğini bir süre buralarda olmayacağını Vedia’ya söyler.

Orhan, döndüğünde artık zengindir. Rüştü kadar parası vardır ve güzel bir evde yaşamaya, onlar gibi giyinmeye başlar. Vedia ise Rüştü ve Orhan arasında bir seçim yapmaktan çok uzaktır. Orhan, ona karar verene kadar görüşmek istemediğini söyler. Vedia, bir gün vapurda kriz geçirir. Hastaneye yatırılır. Orhan, hastaneye gittiğinde doktorlar ona; “Vedia’nın çok hasta olduğunu, umut olmadığını söyler.” Vedia, bilinci kapalı bir şekilde yatmaktadır. Orhan, hastanede Vedia’nın yanında kalırken; Vedia’ya ait yedi tane defteri okumaya başlamıştır. Vedia, bu defterlere her anını kaydetmiştir. Rüştü ve Orhan arasındaki kararsızlıklarını, yaşadıklarını, düşüncelerini… Orhan, aynı zamanda kalbinden rahatsızdır ve hastalığı onu bu şartlar altında zorlamaktadır. Orhan, bir gece defterleri okurken rahatsızlaşır ve odadan dışarıya çıkmaya çalışır; merdivenlerden inerken düşer ve vefat eder. Ertesi sabah Vedia beklenmedik bir şekilde uyanır. İlk sorduğu şey, “Orhan” olur.

BİZ İNSANLAR DEĞERLENDİRME

Biz insanlar, bir aşk altında karakterlerin yaşadığı buhranlara ve kararsızlıklara odaklanan bir öyküdür. Sadece bir aşkı anlatmaktan çok karakterler arasında geçen felsefi, politik ve hayata dair konuşmalar ile insanın adeta zihnini açmaktadır.

Karakterlerden Orhan, idealist ve milliyetçi bir muallimdir. Mantığa önem verir ve ona mantıklı gelmeyen hiçbir şeyi kabullenmez hatta babasının dine olan sorgusuz kabul edişi onun ailesi ile arasını bozmuştur. Bu yönleri elbette ki olayları yorumlayışını da etkilemiştir. Tahsin’in Cemil’e attığı taşı, Kurtuluş Mücadelesiyle imgelemiş ve Tahsin’e arka çıkmıştır. Orhan’ın fikirleri Süleyman ile tanıştıktan sonra daha da karışmıştır. Yaptıkları uzun sohbetler onu materyalizm düşüncesine daha da yakınlaştırmıştır.

Vedia ise batılı tarzda yetişmiş, kararsızlıklar ile hem kendine hem de çevresine zarar veren hassas bir kızdır. Kime aşk duyduğunu kimi istediğini bilemez. Gel-gitler ile doludur. Bahri’yi de ölüme götüren bu gelgitlerdir. Bahri, Orhan ile bahçede yaptığı konuşmada, Orhan’a üstü kapalı uyarılarda bulunmuş; bu yalıdan, bilhassa Vedia’dan uzak durması gerektiğini yoksa sonunun kendisi gibi kötü olacağını söylemiştir. Aynı gece de kendisini öldürmüştür. Orhan, tüm bu uyarılara, olanlara, rağmen içindeki duyguların esiri olmuş ve birçok şeyi görmezden gelmiştir. Sonunun da Bahri’den farklı olduğu söylenemez.

Kitap aynı zamanda tarihinin toplumsal yapısına da ışık tutmaktadır. Her çeşit karakteri kitapta bulmak mümkündür. Çeşitli fikir akımlarıyla çalkalanan aydın kesimden, milliyetçi duygular içindeki insanlardan, Avrupa devletlerine sevgi besleyen insanlara kadar çeşit çeşit insanları toplumda görmek mümkündür. İnsanların çeşitli fikirlerle kafası karışmıştır. Hatta bu karışıklık öyle bir durumdadır ki insanlar asıl kimliklerini ve duygularını unutmak üzeredir. Karakolda karşılaştıkları baş zabit üzerinden bu durum oldukça açık anlatılmıştır.

Kitabın işlenişi gayet güzeldir. İnsanı içine çeken bir olay üzerine kurgulanmıştır. İçerisindeki eski dilden kelimeler okumayı aksatmanın aksine insanı, anlatılan döneme daha yakın hissettirmektedir. Başka bir noktada Peyami Safa’nın romanın akışındaki kendine has dokunuşlarıdır; kitap olayın sonlarından bir sahne ile başlamıştır. İlk başta ne olduğunu, nasıl olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Olay aktıkça o sahnelere bir anlam yükleyebiliyoruz fakat ben şahsen başa dönüp tekrar okuma ihtiyacı duydum. Sonuç olarak Peyami Safa, anlatımı, kurgusu, psikolojik tahlilleri, politik yorumları ile Türk edebiyatına bir şaheser bırakmıştır.

Yazar: Ceren Kozalıoğlu

Biz İnsanlar Yorumları

Biz İnsanlar Yorum yazarının peyami safa olması kitabı okumak için yeterli bir neden

31-07-2017 20:38 !!

Yorum Yaz

:: Peyami Safa ::
:: Tavsiyeler ::
:: Kitap Rehberi ::
:: En Son Yorumlar ::


reklam veriletişim • © 2017 YazarOkur Kitap.