Beş Şehir

Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir
Kitabın Yazarı:
Kitap Türü:Yerli Romanlar
Yayınevi:Dergah Yayınları
Yayınlandığı Yıl:1946
Sayfa Sayısı:224
ISBN:9759955694
Kitap Puanı:
5.6 / 10 | Oy: 346 | Yorum: 10
Editör Puanı:8
Fiyat Listesi / Satın Al
YazarOkur:bedava al
HepsiBurada:13,49 TL
Sözcü Kitabevi:13,50 TL
KitapYurdu:13,50 TL
D&R:14,04 TL
e-kitap,pdf,epub: *


Oy Ver

5.6
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Ehh işte

Yorum Yaz

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Arka Kapak Bilgisi

Beş Şehir Özeti

Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir


Edebiyatımızın büyük yazarlarından aynı zamanda Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olan Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir eserini; fakültede hocası olan, dilinden ve millet ile tarih hakkındaki fikirlerinden etkilendiği Yahya Kemal’e ithafen yazdığını belirtir.

Beş Şehir’in asıl konusunu; hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen özlem, olarak özetler. ‘’Mazi daima mevcuttur. Kendimiz olarak yaşayabilmek için, onunla her an hesaplaşmaya ve anlaşmaya mecburuz. İşte bu kitap; hesaplaşma ihtiyacının doğurduğu bir konuşmadır,’’ şeklinde tanımlar.

Bu kitapla; tarihin izlerine rastlarken aslında her şehrin ruhunuza ne kadar dokunacağını ve sahip olduğumuz en küçük toprak parçasının bile yarattığı gurur ve kederi aynı anda hissedeceğinizi söylemek isterim. Aynı zamanda bir ders bir keşif kitabıdır da diyebiliriz…

Ankara

Ankara ile başlar Beş Şehir’ in ilki. Orta Anadolu’ya bir iç kale vazifesi gördüğünü, eteklerinde daima tarihin büyük düğümlerinin çözülüp bağlandığını söyler. Asırlar içinde uğradığı istilalardan, üst üste yapılan yangınlar ve yağmalamalardan dolayı geçmiş zamandan pek az eseri kalmıştır.

Ankara Ovası’na baktığında; Hacı Bayramı düşünür. Onun zamanında bu ovanın imece ile işlendiğini hatırlar. Alaeddin Keykubad’ın hikayesi ile Ankara Kalesi’nden bahseder. Evliya Çelebi’nin Ankara için; şehri kalesi, hisarı, paşa sarayı, bahçeleri, mektep, medreselerini nasıl tasvir ettiğini, yazdıklarını inanarak okuduğunu ve yazarın yaptığı gezintilerde onunla karşılaşmış hissiyatı yarattığını söyler İstiklal Mücadelesi’nin izlerini taşıyan bu şehri Ankara Kalesi’ni tekrar vurgulayarak bitirir…

Erzurum

İkinci şehir Erzurum’dur. Yazar üç defa, üçünde de ayrı yollardan gittiğini bildirir. İlkinin Balkan Harbi’nin sonlarında, çocuk denecek yaşta olduğunu anlatıp, anneannesinin masalları, Kerem’den Yunus’tan okuduğu beyitleriyle, onun hayal dünyasında yarattığı tesirden söz eder. Özellikle gökyüzü ve yıldızlarla ilgili tasvirlerini şiirsel bir dille anlatır.

On yıl sonra geldiği Erzurum’u başkalaşmış olarak bulur. Saraç, kuyumcu, bakırcı dükkanlarıyla, senede bir, dünya malın girip çıktığı hanları, ambarı, esnafıyla kıvamın bozulduğu, bir yığın uğultunun hakim olduğu bir kalabalıkla karşılaştığını söyler. Ne yazık ki; harp, hicret, katliamlar, tifüs gibi çeşit çeşit var olan felaketlerle eski Erzurum olmadığına değinir. En acısı da memleketin hiçbir yerinde, Birinci Dünya Savaşı’nda geçirdiği tecrübenin izlerine başka hiçbir yerde rastlanmadığına dikkat çeker. Öyle ki nüfusu; altmış binden sekiz bine inmiştir.

Ölümün zaferine rağmen bu yıkılmış şehirde; yine de gençlerin evlendiğini, çocukların doğduğunu, yarısı toprak olmuş evlerde baba ocaklarının tüttüğünü, cirit, bar oynandığını görür. Yani her şeye rağmen bunun hayatın zaferi olduğunu görür.

Bu şehirde, Gümrük katipliği yapan Evliya Çelebi’ye ve Seyahatnamesi’ndeki Erzurumlu Abbas anısına da değinir. Aynı zamanda kendi anısına da değinir yazar. Lisede edebiyat hocalığı yaptığını, bir ikindi vakti gerçekleşen deprem ile şehrin manzarasının değiştiğini söyler. Bir ay kadar süren bu zelzelenin halk için yarattığı korkuyu ise, Atatürk’ün gelerek son verdiğini anlatır. Sakin, kibar, daima dikkatli ve her şeyle alakalı olduğunu gözlemleyip, Atatürk ile yaptığı konuşmasından bahseder.

Uzun kış aylarına, yaman tipilerine, mimari eserlerine ve uzunca yer verdiği türkülerine değinerek Erzurum’u sonlandırır…

Konya

Üçüncü şehir Konya’dır. ‘’Selçuk sultanlarının şehri,’’ der. Sağlam ruhlu, kendi başına yaşamaktan hoşlanan, dışarıdan gösterişsiz, içten zengin Orta Anadolu insanına benzetir.

Alaeddin Keykubad, I. Kılıç Arslan gibi sultanlara, Haçlı Seferi’ne değinir. Bitmek bilmeyen entrikalar, isyanlar, ihanetler, Müslümanlık için, mücadelenin yaşandığı o dönemlere rağmen; cami, türbe, medrese, hastane, han, kervansaray gibi yüzlerce eser yapıldığını anlatır.

Ortaçağ şehirlerinin darlığı yüzünden Selçuk mimarisinin en zengin noktasının binaların cepheleri olduğunu ve hakikatte Selçuk mimarisinin çok defa dince yasak olan, heykelin peşinde olduğunu düşünür.

Tabii ki hoşgörü ve barış sembolü, Tasavvufta Mevlevi yolun öncüsü olan ve zaman zaman Şems’i de dahil ederek kendine sorduğu sorularla, şahit olduğu Mevlevi ayinleriyle Mevlana’dan, iç sesiyle bir sorgulayışla bahseder.

Konya için bir var oluş olan folkloru hatırlatır. Anadolu türküleri ile ilk Konya’da karşılaştığını, Konya hapishanesinin kadınlar kısmında, yüzünü hiç görmediği ama akşam saatlerinde sesini bildiği bir kadının türkü söylemesini beklediğini anıları arasında paylaşır. Yıllar geçmesine rağmen, ne zaman radyoda o türküleri duysa içinde Konya’yı canlandırmaktan vazgeçemediğini dile getirir…

Bursa

Tarihini bu kadar taşıyan bir Türk şehri olarak Bursa’dan bahseder dördüncü şehrinde. Uğradığı değişiklikler, felaketler, ihmaller ne olursa olsun, kuruluş çağının ilk havasını sakladığını, Türk ruhunun en belirli ölçülerine kendiliğinden sahip olduğunu söyler.

Birkaç defa gittiği Bursa’yı her defasında bir efsaneye benzeyen tarihinin içinde bulduğunu anlatır. Kâh bir türbe, cami, bir han, bir mezar taşı, eski bir çınar, bir çeşmeye rastlamak, geçmiş zamanları hayal ettiren bir manzara ile karşılaşmanın kaçınılmazlığını dile getirir.

Bu ile ait; Gümüşlü, Muradiye, Nilüfer Hatun, Geyikli Baba, Konuralp, Yeşil Türbe, Yeşil Cami gibi isimlerin efsanelerine hayranlıkla, anıları ile değinir…

İstanbul

Yazarın, en uzun yer verdiği son şehirdir İstanbul. Öyle ya; anlatmakla bitmeyen çağlar boyu ne efsanelere, masallara, her milletten sayısız insana ev sahipliği yapan, her birimizde ayrı duygular uyandıran bu rüya şehre kısaca değinmenin ihanet olacağını düşünmüş olsa gerek!

Birçok ilçesine, surlara, camilere, çeşmelere, sokaklara, tabiatına, konaklara, saraylara, padişahlara, mevsimine, sanatına, mimarisine, gündüzüne, gecesine, tarih kokan cümlelerle ve çocukluk anıları ile dokunarak bir devri uzun uzadıya anlatır…

Yazar: Pınar Çağlayan

Beş Şehir Yorumları

Beş Şehir Yorum uzun zaman önce okuyup çok beğendiğim kitaplardan bir tanesi

19-01-2016 21:13 !!

Beş Şehir Yorum 10 numara kitap çok güzel kurgulanmış bu arada kitabın özeti çok güzel olmuş yazanı tebrik ederim

22-01-2016 01:02 !!

Beş Şehir Yorum konusu çok hoşuma gitti her bir şehir çok güzel anlatılmış

10-02-2016 22:55 !!

Beş Şehir Yorum bence güzel bir kitap

09-03-2017 20:04 !!

Beş Şehir Yorum nasıl beğendiniz bu kitabı.beş altı kez ankara kısmını okudum o kadar sıkıcı ki sizi gerçekten anlamıyorum.

14-03-2017 18:42 !!

Beş Şehir Yorum bence biraz yabancı sözcükler vardı.

28-03-2017 08:51 !!

Beş Şehir Yorum sıkıcıı

03-04-2017 08:04 !!

Beş Şehir Yorum ödevim olmasaydı okumazdım çok sıkıcıydı patladım

03-04-2017 11:08 !!

Beş Şehir Yorum çok sıkıci fonmas ödevim olmasa yapmazdim bune ya

03-05-2017 20:36 !!

Beş Şehir Yorum öğretmen tavsiyesiyle okuyacağım bakalım nasıl

19-10-2017 16:11 !!

Yorum Yaz

:: Ahmet Hamdi Tanpınar ::
:: Tavsiyeler ::
:: Kitap Rehberi ::
:: Yazarlar ::
:: En Son Yorumlar ::


reklam veriletişim • © 2017 YazarOkur Kitap.