Alamut Kalesi

Peter Willey Alamut Kalesi
Kitabın Yazarı:
Kitap Türü:Yabancı Romanlar
Yayınevi:Yakamoz Yayınları
Yayınlandığı Yıl:2017 (24-05-2017)
Sayfa Sayısı:400
ISBN:6052970447
Kitap Puanı:
6.8 / 10 | Oy: 18 | Yorum: 1
Editör Puanı:5
Fiyat Listesi / Satın Al
YazarOkur:bedava al
D&R:14,90 TL
KitapYurdu:16,25 TL
Sözcü Kitabevi:17,50 TL
Pandora:18,75 TL
e-kitap,pdf,epub: *


Oy Ver

6.8
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Ehh işte

Yorum Yaz

Kitap Türü:Yabancı Romanlar

Arka Kapak Bilgisi

Alamut Kalesi Özeti

Peter Willey Alamut Kalesi


Alamut Kalesi Hasan Sabbah zamanı ve öncesindeki sosyal ve siyasi ortamı anlatarak başlıyor. Yazarın “İsmaili Kaleleri Üzerine Araştırmam” kısmımda da belirttiği gibi kitabın ilk amacı İsmaililerin İran ve Suriye’deki ana kaleleri ile tahkimatlarını mümkün olduğu kadar iyi bir şekilde anlatmak.

Alamut Kalesi kitabının ilk kısmı beş bölümden ikinci kısmı ise 10 bölümden oluşmakta. Giriş kısmı halifelik, Emeviler ve Abbasiler, Şii ve Sünni Müslümanlar, İsmaililer, Nizari İsmaililiğinin Doğuşu gibi konular ele alıyor. İlk kısım ise Nizari İsmaili devletinin kuruluşunu, yükselişini ve düşüşünü ele alıyor.

Hasan Sabbah, Alamut Kalesini içten içe ele geçirmek için öncelikler yakınlardaki bir kasabada saklanıyor. Efsaneye göre kaleye Alamut adını üzerinden uçan kartaldan alıyor. (Alamut=Kartal Yuvası). 1090 yılında Alamut’ta bulunan ajanlar her şeyin hazır olduğunu söylüyor ve bu haber üzerine Hasan Sabbah Kazvin’den yola çıkıyor. Öğretmenlik yapmak üzere Hasan saraya giriş yapıyor. Yanına askerleri yavaş yavaş askerleri çekiyor. Yanına yeteri kadar asker çektiğine inanınca ise Mehdi’ye gidip kimliğini açıklıyor.

Hasan’ın Alamut için bir kişiyi bile öldürmemesi birçok kaynakta dünyanın en cesur ve başarılı işlerinden biri sayılmakta.

Alamut’u ele geçirdiği zaman ilk önceliği Rudbar ve çevresindeki otoriteyi sağlamak oluyor. Kaleyi güçlendirip, mahzenler, depolar, su sarnıçları ekliyor. Aylar sürecek bir kuşatmada erzak sıkıntısı çekmeyecek şekilde düzenliyor kaleyi. Sonra ise verimli toprakları kullanabilecekleri taraçalandırma yöntemi kullanıyor.

Alamut sonrası büyük bir çevreye yayılan Hasan Sabbah, ilk ağır darbeyi 1107 yılında alıyor. Kaybettiği kalelerin olduğu bölgelerde ise bir daha aynı gücü kazanamıyor.

Kitabın üçüncü bölümünden sonrası Raşidüddin Sinan’ı da kapsamaya başlıyor. Sinan, Sabbah gibi tamamen sadık yoldaşlara sahip sıra dışı bir liderdi. Bir bacağı topaldı. Birçok konuda uzmandı ve bunları Alamut’ta öğrendiği düşünülmekteydi. Kibar, şefkatli ve çocuklara düşkün bir yapısı vardı.

Haçlılar ve İsmaililer arasındaki ilişki genel anlamda iyiydi. Fakat 1213 yılında Bohemond’un öldürülmesi ile ilişkiler karmaşık hale geldi. Bohemond, bu cinayetin ardındaki ismin İsmaililer olduğunu söyledi ve kalelere saldırdı.

Dördüncü bölüme gelindiğinde yazar Alamut’taki hayat ile alakalı bilgi vermeye başlıyor. Sarayda yaşam gösterişsizdi. Askerlerin içki içmesi yasaktı. Kalede çok az sayıda kadın vardı. Köyler askerlerin ihtiyacını karşılayabilecek seviyedeydi. Kaledeki hayat kış aylarında zor ve konforsuz hale geliyordu. Yaz ayları ise kışa göre daha iyi olmasına rağmen, sıcak ve tozluydu.

Birçok kitapta Alamut ile alakalı ilginç hikayeler okumuşsunuzdur veya görmüşsünüzdür. Marco Polo’nun çıktığı bir seyahatte Hasan Sabbah ile ilgili efsaneler duyduğu rivayet edilir. Bu rivayetlere göre Alamut’ta görülmemiş güzellikte bir bahçe vardır. Kalenin efendisinin fedailerine haşhaş verip onları sarhoş ettiği ve onları bu bahçede güzel zaman yollamaya gönderdiği söylenir. Eğer bir gün fedailer ölürse onlara bu cennetin ebediyen sunulacağını söylemiştir. Bu şekilde fedailerini ölüm korkusundan alıkoymuştur ve düşmanla daha güçlü savaşmalarını saplamıştır.

Bazı kitaplarda bu Sabbah değil, Sinan olarak geçer. Cüveyni’nin kaleyi ele geçirdikten sonra böyle bir bahçe bulamaması veya bundan bahsetmemesi böyle bir bahçenin olmadığına dair en güçlü kanıttır. Cüveyni’nin eserleri, belgeleri ve dökümanları “sapkınlık” belirttiği için ortadan kaldırdığı için bu konuda bilgiler son derece sınırlıdır.

Hasan’ın hedefi baştan beri hep aynıydı; Muhammed’in neslinden gelenlerin liderliğinde İslamiyetin İsmaili kolunu olduğunca çok insana kabul ettirmekti. Bu nedenle de birçok şeye güveniyordu: askerlerine, taktiklerine, bilgilerine…

1256 yılında Alamut’taki askerler artık çaresizliğe düşmüşlerdi. Hasan’ın ölümü ve Moğolların güçlenmesi ardından da saldırıların başlaması onları tümüyle yıpratmıştı. Rükneddin 19 Kasım’da teslim oldu ve askerleri ile birlikte kaleden indi. İndiği andan zincire vuruldular. Alamut parça parça yıkıldı; Binalar ateşe verildi ve teker teker yavaşça yıkıldı. Sarayın yıkılması Moğolların gücünü kanıtlama şekliydi.

Fakat arkada sorular kalıyordu. Rükneddin’in kaleyi hiç savunmadan bırakması akılda sorular bırakıyordu çünkü kale uzun süreli kuşatmalar için dizayn edilmişti ve Moğollar kaleyi ele geçirdiği zaman aylarca yetecek kaynağı da ateşe vermişlerdi. Neden böyle bir harekete kalkıştığı konusunda hala arkasında şüpheler barındırmakta.

Rükneddin önce direnen kaleleri ikna etmek için kullanılmış ve iyi muamele görmüştür. Artık işe yaramayacağı düşünüldüğü an ise o ve askerleri tek tek öldürüldü. Cüveyni olayla alakalı şöyle bir anı anlatmaktadır:

“O ve yandaşları iyice dövülüp,ardından da kılıçta geçirildi. Onlardan tek biz iz bile kalmadı. O ve akrabalar dünyada artık insanların dillerinde masaldan ibaret. Bu sayede dünya onların şeytanlıklarından temizlenmiş oldu.”

Bebeklerinden diğer akrabalarına kadar tüm aileleri kılıçtan geçirildi. Hayatta kalanlar kaçıp saklandı ve tümüyle azaldı.

Kitabın ikinci kısmı İsmaili Kaleleri’ni anlatmaktadır. Kalelerin stratejik önemini, konumu, şekli anlatılmaktadır. Yer altı depoları hakkında Cüveyni şu yorumda bulunmuştur:

“Bu kayalardaki oyukların içine birçok uzun, geniş ve yüksek geçitler ile taş ve harçtan yapılmış derin tanklar inşa etmişlerdi… Şarap, sirke, bal ve her tür sıvı ve katılar için de depolar ve tanklar bulunmaktaydı… “

Alamut Kalesi kitabının bu kısmı daha çok sarayın muhteşem mimarisinden bahsetmekteydi: Su kaynakları, kütüphaneler, depolar… Alamut’un konumu ve üzerine kurulduğu kaya hakkında bilgiler verilen kısım bu nokta.

Alamut sonrası bir başka harika yapı olan Maymun Diz anlatılmakta. Ve bu bölümde Maymun Diz hakkında bir inşa resmi bile bulunmakta. Lamasar, llan, Nevizar Şah, Ayin, Lal, Andej gibi kalelerden de bahsedilmekte.

Kitabı çok büyük ümitler ile aldığım için mi kitabı bu kadar hevesle okumaya başladım emin değilim ama tam bir tarih tutkunu olan benim açımdan ben Alamut Kalesinde istediğimi bulamadım. Ben daha çok Hasan Sabbah ve kale hakkında bilgi bekliyordum fakat kitap daha çok İsmailileri ve Alamut ile etrafındaki tüm kaleleri anlatan bir kitaptı. Kitap yazarı daha çok kendi gezi hikayesini derleyip yazmış kitabı. Birçok noktada yazarın tekrara düştüğünü görüyoruz ve bu da kitabın akıcılığını bölüyor. Ayrıca kitap bir kronolojik sıraya göre gitmiyor. Örneğin Hasan Sabbah kitabın öndeki sayfalarında ölüyor fakat sonraki bölümlerde de Hasan Sabbah’tan bahsediliyor. Hasan Sabbah, Alamut ve Moğollar hakkında bilgiler yeterli bile olsa ben kitaba ancak 5 verebiliyorum.

Yazar: Sena AKSOY

Alamut Kalesi Yorumları

Alamut Kalesi Yorum konusu güzel ama anlatımı çok sıkıcıydı pek beğenmedim

15-10-2017 21:42 !!

Yorum Yaz

Benzer Kitaplar
:: Tavsiyeler ::
:: Kitap Rehberi ::
:: En Son Yorumlar ::


reklam veriletişim • © 2017 YazarOkur Kitap.